Yazı Detayı
12 Ocak 2021 - Salı 09:42 Bu yazı 63 kez okundu
 
Bir Büyük Sosyal Yara-2
Mehmet ERDİL
adomajans@gmail.com
 
 

Bir Büyük Sosyal Yara-2

Bir süre sonra insanlarla tıklım tıklım dolacak hatta dışarıya taşacak caminin içinde, erken geldiğimiz için şimdilik sadece dört beş kişi vardık. Dışarısı insanın beynini kaynatacak derecede ağustos sıcağını yaşıyordu. İçeride çalışan klimalar terli vücudumuzu ılıklaştırmadan hızla soğutuyordu, kapılar sık olmayan aralıklarla açılıp açılıp kapanıyordu. İçeri girenlerin ilk hedefi bilhassa duvar dipleri olup yaslanacak yer aramaları oluyordu. Böyle bir yer bulan sessizce oturuyordu.

Bir müddet sonra öksürüğü ile sesine ayar veren hoca, sessizliği bozarak vaaz kürsüsünde göründü, ileri geri beden hareketi ile kendini minbere yerleştirmeye çalışırken önündeki kitabın sayfalarını karıştırıyor gözlüğünün üzerinden etrafı süzüyor, cemaati; beni dinleyin moduna sokmaya çalışıyordu.

Mecburen erken gelmiştim, doksan küsür yaşlarında bulunan kayın pederimin koluna girerek evin iki yüz metre yakınında bulunan bu küçük cami dolup taşmadan kayın pederimi caminin içinde en arka sıradaki bir sedirin üzerinde oturtmak için yer bulamama kaygısıyla idi.

Gözüm caminin sol duvarına asılı bulunan duvar saatine ilişti, ezana daha 45 dakika vardı, acaba neden şöyle etkili ve iz bırakarak adeta insanları transta dinletecek konular ve konuşmacıları diyanet bulup ayarlamaz ki, oysa siyasetçiler bir cami dolusu mevcudu bulup onlara konuşma yapmak için büyük büyük masraflara girip canları çıkarken, imamlarımızın önlerinde hazır buldukları bu topluluklara hele Cuma a günleri kuzu kuzu gelen bu insanlara etkileyici lüzumlu ve müşterek yaşamda işe yarayacak olan ahlaki bilgiler ile ilmi malumatlar vermezler ki diye düşünüyordum.

Evvela din güzel ahlak demektir, dışarda hır gür içinde bu duygudan yoksun olup cumaya gelen yığınla insanlar var, bu insanları kaleye alıp konuşmacılar ciddi ve güzel bir hazırlık yapma zahmeti içine girseler, insan olma merkezli ve bilimsel ve sosyal konular, kendini dinletmesini bilenler tarafından etkili bir şekilde işlense, belki bir şeye yarar bizlerde bunu yaşadığımız toplumda hisseder görürdük diye iç geçiriyordum,

hatta hayalen her cumaa camiden çıkmış cemaat’a bir mikrofon uzatıp hutbenin vaazın konusu neydi diye sorsalar, yüzde sekseninin bilmiyorum sahi neydi diyeceğinden de emindim, çünkü anlatım ve hatiplik zayıf ellerde idi, neyse yine de yarım kulağımı hocada bırakıp kendi halime dalmaya başlamıştım.

-Bismillahirrahmanirrahim, hayırlı cumaalar kardeşlerim cümlesiyle irkildim! hoca kendi kol saatini yoklayarak -şimdi sizler için ezan vaktine kadar çok önemli bir konu üzerinde duracağım dediğinde, üzerinde duracağı konuya hakimiyetini vurgular gibiydi.

Belki bu konu yılların birikimi ve ihmaliyle kangran olmuş ve bu durumdan da toplum olarak büyük bir vebal içindeyiz, zira ertelemişiz, ötelemişiz, önemsememişiz. Dediğinde bu hocada bir iş var hissine kapılmıştım.

Bir ayarda ve bir tonda konuşmasını süsleyerek sürdürürken, iyice merakımızı celbetmişti ki, iki elini masanın kenarında tutup göğsünü biraz ileriye getirerek büyük bir vurguyla konu ‘Akrabalık’ Dedi.  Bu kelimesini sanki cemaate abanarak söylüyor gibi “evet akrabalık” diye önemine binaen tekraren vurguluyordu.

Pür dikkat kulak kesilmeye başlamıştım, bu hoca alışık olduğumuz bir hoca tipi asla değildi, düzgün konuşması, cümle içlerinin dolu dolu olması, aynı kelimeyi evirip çevirip bir daha söylememesi, vurgusu, mimikleri, mütebessim simasıyla birlikte bir bütünlük teşkil etmesi yüreğe, ruha ve beyne tesir etmesiyle tıpkı ay çiçeklerinin yüzlerini güneşe dönmeleri gibi bütün gözler başlarla birlikte hocanın üzerinde, ağzından çıkacak sözlere adeta dönerek çivileniyordu.

Herkes gibi bende mest olmuştum, biraz ezan vakti uzasa ya diyordum, İçimden.

İddiaya girerim ki bu konuşmacı bir imam veya hoca değil dedim, bunu öğrenmenin yolu çıkışta takip edip tanışmak ve musafaha etmekten geçiyordu.

-Kardeşlerim Bakın imam birazdan hutbeye çıkacak hutbesini irad edecek, en sonrada nahl suresinin 90. nci ayetini okuyup Türkçe mealini de verecek, bunu geçen haftada okuduğu gibi önceki haftada okudu gelecek haftada okuyacak 1300 küsür senedir bu ayet istisnasız okunuyor, yani bir yıl cumaya gelen bir Müslüman bu ayeti mealiyle birlikte tam 52 kez duymuş oluyor, 10 yıl Cumaya gelen bir Müslüman 520 kez bu ayeti mealiyle birlikte  duymuş oluyor ama ben 20 yıl cumaya gelip te 1040 kez bu ayeti duymasına rağmen abisiyle konuşmayan bir Müslüman tanıyorum ey arkadaşlar duyun beni…dediğinde  büyük bir sessizlik ortama hakim olmuştu.

- Nedir bu ayet; küçük bir duraksamadan sonra havada duran kollarını indirip kitaba eğildi ve “Allah, adaleti iyiliği ve akrabaya yardım etmeyi Emreder, Emreder, dikkat buyurun Emreder” diyor.

Şimdi siz bu emrin neresindeyiz diye düşünün bakalım derken cemaati süzüyordu.

-Soruyorum ey Müslüman, duyman bir işe yaradı mı? Oysa Müslümanlık Allahın emrini dinlemekle olur. Çıt yok…

Ayaklarım uyuşmuştu oysa camiye ilk gelenlerdendim şöyle bir duvar dibine yaslanabilirdim, arada bir dizlerimiz üzerine yükselip uyuşukluğu gidermeye çalışıyordum. Hoca misallerle cemaati mest ediyordu.

O günkü hutbeden çok etkilenmiştim, çok tesirliydi.

Konuşmacı;

-Sizlerde benim kim olduğumu merak etmişsinizdir arzedeyim efendim, ismim mustafa (soyismini duyamadım) 19 Mayıs Üniversitesi İlahiyat fakültesinde profesörüyüm. .

Konuşmacı bir profesörmüş, yanılmamıştım, keşke bu ilahiyat profesörleri doçentleri her Cuma fakültelerinden çıkıp halkın içlerine girseler Cumaa vaizleri olsalar ne iyi olurdu.

Ve Hoca devamla;

-Eminim ki; bu konuda kusuru olan cemaatten insanlar bu vaazın tesiriyle şapkalarını önlerine koyar düşünürler. Diye konuşmasını okunan ezanlarla noktalıyordu.

Oysa aynı şehrin bir başka camisinde cumaa kılmaya giden ve bana “beni unut” diyen abim vardı.

Sebep; babamızın vefatı 8 yıl olmasına rağmen, abi aile büyüğüsün çöz şu işi demem di.

Hocanın hutbesine kalben ağladım.

O yıldan sonra o şehire hiç gidemedik, aynı sorun eşimin erkek kardeşleriyle de yaşanmış olmasıydı. 

 

 
Etiketler: Bir, Büyük, Sosyal, Yara-2,
Yorumlar
Haber Yazılımı