Yazı Detayı
29 Kasım 2019 - Cuma 15:28
 
Dilleri değil gözleri konuşuyor anlayana!..
Aynur YAVUZ
adommedya@gmail.com
 
 

Dilleri değil gözleri konuşuyor anlayana!..

Allah'ın sessiz kulları onlar.
Yüce Rabbimizin bizlere emanetleri.
Hayvanlardan bahsediyorum.
Hani yaşam alanlarını kısıtladığımız, yeşil alanları yok edip beton binaların arasına sıkıştırdığımız hayvanlar...
Köpekler, kediler, kuşlar, börtü böcekler.

Sokakta dolaşsalar suç, yan baktı havladı, tısladı, ısırdı gibi sudan sebeblerle Belediyelere şikayet edilen hayvanlar.

Barınaklar ayrı bir dert. Hasta, dar bir alana hapsedilen yaşam alanları yokedilen hayvanlar.
Üç beş metre kareye sığdırılan kediler, köpekler.

Çok şey istemiyorlar aslında bizlerden. Biraz şefkat birde
önlerine konan bir kap mama ve su hepsi bu kadar.
Onu bile çok görür olduk sessiz kullara.
Evlerimize, bahçelerimize, gönüllerimize sığdıramaz olduk.

İnsanda merhamet olmalı merhamet!
Hayvana merhamet etmeyen insana merhamet edermi hiç.
Tıpkı bizler gibi etten, kemikten onlarda.
Tekme attığınızda kemikleri kırılabiliyor, sert bir cisimle vurduğunuzda bir yerleri kanıyor. Ezdiğinizde ölüyor. 
Aynı acıyı hissediyorlar, canları yanınca tıpkı insanlar gibi gözlerinden yaşlar akıyor, lakin onlar konuşamıyor.
Aslında  gözleri ne çok şey anlatıyor.
Konuşamasalar da beden dilleri ile  anlatıyorlar tüm duygularını, sevinçlerini üzüntülerini.

Sokaklarda yaşamalarına müsade edilmeyen hayvanları alıp km uzaklıktaki ormana aç susuz terketmek hangi vicdana sığıyor.
Açlık, susuzluk, sevgisizlik, soğuk vaktinden önce öldürüyor hayvanları.
Ben insanım derken birkez daha düşünmek gerekmiyormu acaba?

Sığdıramadık! Evlerimize, gönüllerimize.
Hayvan sevgisini çocuklarımıza veremedik. Hayvana eziyet eden insana da eder diye öğretemedik.
Yanlarından geçen kedi ve köpeğe tekme savururken dur yapma yavrum demedik.
İşkence edilirken sessiz kullara sadece vah tüh dedik bu vahşeti yapanların da insan evladı olduklarını düşünmedik.
Vahşetde sınır tanımaz hale geldik. Tüm şeytani duygularımızı önce hayvanlar üzerinde gerçekleştirdik.
İnsan sıfatını taşıyan ama insan olmayan belhumadellerin hayvanları öldürmenin yanısıra, her türlü iğrençliği vahşeti yaptığına şahit olduk.
Kestik, biçtik, onlar acı içerinde kıvranırken zevkle seyrettik.
Çünki onlar Allahın sessiz kulları konuşamıyordu.

Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Cenâb-ı Allah tarafından, insanlara karşı kalbine merhamet koyulmamış olan kul, dünya ve ahiret hayırlarından mahrum ve hüsranda kalmıştır.”

Ey Merhametten, vicdandan yoksun insancıklar.
Hayvan sevgisini Allah her yüreğe koymaz.
O yüreklerde sizin şikayetlerinizle geri adım atmaz.
Çünki bilir ki kanunları yapanların da üzerinde Allahın kanunları vardır.
Her nefis ölümü tadacaktır.
Ahiret ve hesap gününde herkes hesaba çekilecektir.
Ayette buyrulduğu gibi “Ne yerde debelenen herhangi bir canlı ne de iki kanadıyla uçmakta olan herhangi bir kuş hâriç olmamak üzere, hepsi de sizler gibi (yaptıkları bilinen, rızık ve ecelleri ezelde takdir edilmiş olan) birer ümmettirler…” (En’âm Sûresi:38)

Hülasa: Yüreği kara, vicdan yoksunu, merhametsiz, insancıkların şikayetleri, beni bizleri yüreğimize Allah c.c tarafından nakşedilmiş hayvan sevgisini koparıp atamaz.

“Sahabe’den bir zât daima Peygamber Efendimiz (S.A.V) in yanında bulunur, söze karışmaz daima dinler, munis, orta boylu, siyah saçlı, siyah gözlü, zayıf bünyeli fakir bir zât idi. Eshab-ı sofa ile yemek yer, çok konuşmaz, İyiliği severdi.”
Resûl-ü Ekrem de kendisine hoş nazarla bakar, kendisini severdi. Ara sıra kendisi ile görüşür ve bazı görüşmelerde tebessüm ederlerdi. Küçük bir kulübe gibi evde oturur, Sokakta kalan kedileri götürür onları yedirir beslerdi. Efendimiz (S.A.V) in bundan haberi yoktu.
Sahabeler bir gün Resûl-ü Ekrem’e gelip;
“Pis kedileri toplayıp kulübesinde bakıyor!” diye şikayet ederler.
Resûl-ü Ekrem şikayete gelenlere  sessiz kalır.
Sonrasında bir gün bu zatı sokakta bir kedi yavrusunu kucağında severken görür.
O zat, sahabelerin kendisini Efendimiz (S.A.V) e şikayet ettiklerini bildiği için Efendimizin kendisine birşey söylesinden çekinerek kediyi hemen hırkasının içine saklar.
Resûl-ü Ekrem kendisine,
“Hırkanın altında ne sakladın” der. Hırkayı açar hırkanın içinde sakladığı küçük kedi yavrusu ortaya çıkar.
Resûl-ü Ekrem yavruyu sever, okşar, ve o zâta:
“ Ebu Hureyre: Sen kedi babasısın” der.
Zat'ın ismi böylelikle Ebu Hureyre olarak anılır.
Peygamberimiz (S.A.V)"Hubbül hırratı minel iman" anlamı; "Kediyi sevmek imandandır" buyuruyorlar. "Niçin?" diye soruyorlar. "Ebu Hureyre bilir" diyor.

Behey gafil! Bir yanda Peygamberim'in  övgüsüne mazhar olmak, diğer yanda senin yalan beyanatın, şikayetlerin....
Evde kedi beslemenin, sokakta hayvanları beslemenin yasak olmadığı ülkemizde senin ve senin gibi kararmış yüreklerin çırpınışları boşuna.

Hayvan hakları beyannamesinde... Madde 1- Bütün hayvanlar yaşam önünde eşit doğar ve aynı var olmak hakkına sahiptir.
Madde 2-1.Bütün hayvanlar saygı görme hakkına sahiptir.
Madde 2- 2.Bir tür hayvan olan insan,öbür hayvanları yok edemez,bu hakkı çiğneyerek onları
sömüremez,bilgilerini hayvanların hizmetine sunmakla görevlidir.
Madde 3.Bütün hayvanların insanlarca gözetilme,bakılma ve korunma hakları vardır.
Madde 3-1.Hiçbir hayvana kötü davranılmaz,acımasız ve zalimce işlem yapılamaz.
Madde 3-2.Bir hayvan öldürülmesi zorunlu olursa;bu bir anda,acı çektirmeden ve korkutmadan yapılmalıdır.

Son sözüm; Bu can bu bedende olduğu müddetçe, Rabbim'in sessiz kullarını beslemeye, koruyup kollamaya, sevmeye devam edeceğim.
UNUTMA❗
Ölüm var, Ahiret var hesap günü var.
Selam ve dua ile...
Aynur Yavuz
29 Kasım Cuma
 

 
Etiketler: Dilleri, değil, gözleri, konuşuyor, anlayana!..,
Yorumlar
Haber Yazılımı