Yazı Detayı
21 Aralık 2018 - Cuma 17:54 Bu yazı 474 kez okundu
 
^HAANIM
Lütfiye Aydın Bike
 
 
Eğer bir gün bayanlara yönelik bir dernek kuracak olsaydım, adını kadın değil, ^Haanım derneği koyardım.
 
 Biz kaybolmuş bir itibarın peşindeyiz, kainatın sahibinin verdiği ve onun elçisinin de dillendirdiği bir itibarın peşindeyiz.
 
 Feminist değiliz. Hz Ayşe,nin  Hz fatıma'nın, Hz Hatice annemizin  bıraktığı mirasın, itibarın peşindeyiz.
 
 Eğer bir Anne itibarını kaybetmişse, o toplumda  itibar aranmaz. Eğer bir anne rol model değilse, o toplum rotasını kaybetmiş demektir. Eğer bir Anneye özenilmiyorsa, sadece acınıyorsa, hayranlık duyulmuyorsa, sevgiden dolayı kutsal bulunuyorsa,  Annenin görevlerini eşleri ve çocukları tayin ediyorsa,  görev alma yetkisi Allah'tan kula indiriliyorsa, vay o toplumun haline.
 
 Eğer bir nesil annemi seviyorum ama, "ben ileride annem gibi olmayacağım" diyorsa, vay o toplumun haline.
 
 Elbirliği ile, lime lime ettik Anneyi.
 
Aydınlar,  entelektüeller, fikir adamları  ve bilim adamları.
 
Muhafazakarlar, İlim adamları,  hocalar,  şeyhler, düşünürler.
 
  İdareciler ve siyasetçiler.
 
 Akılım almıyor,  havsalam idrak edemiyor. Görmüyor musunuz, ANNE ÖLÜYOR.
 
 TOPLUMUN ANNESİ ÖLÜYOR
 
 Anneler toplumları imar eden mimarlardır. 
Anne bir fabrikadır, bir üreticidir, toplumları inşa eder.  Annenin kalitesi düşerse, toplumun kalitesi düşer.
 
 Kadın erkek eşit midir?  İşi laf üretmek olanlar, topkumdaki tahribatı görmeyenler,  konuşa dursun.  Lakin  Annelik makamının,  tüm cinslerden mukaddes olduğunu, erkeğin de kadının da eğitmeni olduğunu, tüm makamların, ayağının altında olduğunu,  her kadınında bir Anne olduğunu, dünyadaki hiçbir İlim ve bilim adamı inkar edemez.
 
 İlahi Adalet ve ilahi Merhamet,de  Anneyi, toplum için, emin, sığınak kılmış, rehber kılmış, kutsal kılmış ve Anne Anne Anne demiştir.
 
 Evet yine sözümü yeniliyorum, elbirliği ile Anneyi didik didik ettik.  
 
Muhafazakar kesimin önemli bir bölümü Anneyi itibarsızlaştırma da "Eksik Etek, Aklı Kısa, Kadıncağız"  diye nitelendirirken, Entelektüel kesim inanç bağımlılıktır, bağımlılıklarınızdan kurtulun, özgür olun, diye nitelendirdi.
 
 Bırakın kadının haklarını kadınlar konuşsun dedik, kadın bakanımız ise "bundan sonra, çalışma ve istihdam sayısını artıracağız" dedi. Kadın yatıyorduda bu günmü çalışacak. Asıl sorun, kadının üretiminin karşılık bulmamasıdır. En azından annelik vasfından sonra başlayıp, üzerinden çocuğun sorumluluğu kalkana kadar sosyal güvencesinin eşinin gelirinden desteklenmesi.  Bunun gibi  düzenlemelerin yapılması.
 
İLK İĞNE BİZİM OLSUN
 
Muhafazakar bir ailenin mensubu olarak ilk iğneyi kendimize batırmak istiyorum. Çünkü Annenin itibar sızlaştırılmasında ki en büyük pay bize ait. Toplumu eleştirenler eserlerini eleştirdiklerini faketmeliler artık.
 
Bir gün yanıma yirmi beşli yaşlarda bir hanım kardeşimiz geldi.  Elleri titriyor, konuşurken yüz mimiklerini kontrol edemiyor,hıçkırıkları konuşmasına engel oluyordu. Zor bihal anlatmaya başladı. "Biz mütedeyyin insanlarız, Babam uygun görmediği için, eğitim ve çalışma hayatım olmadı. Ben  ailemin ve benim ortak kararımızla evlendim.  iki çocuğum oldu, fakat evliliğim sıkıntılarla doluydu. Eşimin kötü alışkanlıkları,bağımlılıkları aile hayatımızı bitirmiş, evliliğimizi sonlandırmak durumuna getirmişti.
 
  Ailem durumu biliyordu. Eşimin içki, kumar gibi kötü alışkanlıkları vardı . İki çocuğumu alıp babamın yanına gittiğimde, Babam "ben o adamın çocuklarına bakmam, çocuklarını at gel" dedi.
 
 
 O genç hanımın annelik acısını ve çaresizliğini hiçbir kelime telaffuz edemez.. Daha da acısı nedir biliyor musunuz, o genç hanım, bütün bunların Dinden olduğunu düşünüyor.  Çünki Babası  beş vakit namazını  camide kılan, dini telkinler veren, muhafazakar bir insandı.  
 
Artık o anne üretim yaparken kendisi gibi çaresiz kalmayacak, kendi gördüklerini görmeyecek çocuklar yetiştirecek. Bunu yaparken de, babası gibi inanan insanlardan ve onların fikirlerinden uzak durmayı tercih edecek.
 
 O genç hanımın bu fikirlerini destekleyecek delilleri de vardı. Çünkü bütün bunlar yaşanırken, annesinin söz hakkı dahi yoktu. Eğer karşı çıkarsa, asilik etmiş olup,  çocuklarını atıp,  babasının evine gitmek zorunda kalabilirdi.   Annesi cefakar, fedakar, elleri nasırlı olmasına rağmen, kurban kesecek kadar bile etkisi yoktu.   Yine ne yazık ki oda bunun, din olduğunu sanıyordu. 
 
Bu vahim yanılgıya ve ezilmişliğe, yüzlerce binlerce örnek verebiliriz. 
 
Bir dinin ilk emri oku olur da, kız çocuklarını okutmayın diye bir düşünce dinden olabilir mi?  Hatta erkek çocuklarını  bile, "bilimle heba etmeyin, ilim yapsınlar" diyen bir düşünce tarzı, Kuran'dan kabul görürmü. 
 
Kısacası evine, yuvasına teslim olan annelerimizi, din adına uyguladığımız cahili adetlerle, hem cahil bırakıp, hemde dinden uzaklaştırıp, Anneyi tahrip etmek isteyen fırsatçıların eline, kendi ellerimizle teslim etmiş olduk. 
 
Aslolan üretimdir. üretim esas alınmayıp,  Annenin evde yaptığı üretimi yok sayıp, bedelsiz , kıymetsiz sayıp, hakkını vermezsek, farklı alanlarda yapılan üretime, ihtibar gösterip, saygın kabul edip, hak verirsek. Tabidir ki Anne de  hakkın ve itibarın olduğu yeri tercih edecektir. 
 
Soyut yasada esas olan,kadının da erkeğinde üretimde olmasıdır.  Üretimin yeri, aile ve biyolojik yapı göz önüne alınarak, zaman zaman değişse de, kamyon harfiyatını, otobüs yolcusunu taşımalı.  Hem otobüsün hemde kamyonun hakkı verilmeli.
 
 Sonra hakkını alamayan otobüs, harfiyat taşımaya karar verir de, bütün Yolcuları dışarı atar, ortada kalıveririz.
 
Annenin alimesi, toplumları imar eder. Annenin cahiliyesi toplumları tahrip eder. Eğer bir toplumu ifsat etmek isterseniz, o toplumun annelerini ilim ve  bilim meclislerinden alıp, dört duvar arasında ki dizi meclislerine oturtursunuz, olur biter. 
 
Toplumu mikrofon yankılarıyla eleştirenler,  eleştirdiklerinin kendi eserleri olduğunu farketmeliler.
 
Şimdi Sen muhafazakar abi, telaşa kapılıp da yüksek sesle, ceza deyince, din deyince onlar tabi ki direnç gösterecek.
 
 Artık cahiliye yöntemini değiştir. Adalet de,  Merhamet'de,  Kul hakkı de.
 
 Karıncanın hakkını veren Allah,  Annenin hakkını esirgermi de, daha da önemlisi, üstünlük Allaha mahsustur, kul cinsiyle değil, işiyle itibar görür de
 
Etiketler: lütfiye aydın Bike, köşe yazıları, yazarlar, yerel haberler
Yorumlar
Haber Yazılımı