Yazı Detayı
07 Eylül 2019 - Cumartesi 09:19
 
MAKAMLAR VE YAPILAN SAFSATALAR....
Nilgün EGE
NİLGÜNCE
 
 

MAKAMLAR VE YAPILAN SAFSATALAR....

Dünyada her şeyin gelip geçici olmasına karşın insanlar, her nedense ellerine bir fırsat geçirdikleri, bir makama geldikleri ve varlık sahibi oldukları zaman bu durumun ilelebet süreceği havasına kapılarak hareket ediyor.

Fakir iken zenginleşen, halk arasından biri iken; Yönetici, Millet vekili, Bakan, Başbakan, Cumhurbaşkanı olan bazı kişiler her nedense değişik bir kimliğe bürünerek, büyüklük kompleksi ile hareket ediyor ve herkese yukardan bakması yanında, tarihe mal olmuş kendi ulusal liderlerine bile dil uzatmaktan çekinmiyor.

Makama oturanlar koltuğun tılsımına kapılarak; şan, şöhret, makam, mal, mülk ve zenginliğin, hatta yaşamımızın geçici olduğunu, mülkün de hükmün de gerçek sahibinin sadece allah olduğunu unutuyor. Tarihe mal olmuş kişiler dışındaki bir çok yönetici ve zenginlerin isimlerinin unutulduğunu dikkate almıyor.

Oysa , sayılı günler insanlar hiç farkında olmadan çabucak geçiyor ve geride sadece,  yapılan olumlu ve olumsuz uygulamalar ile iyi veya kötü şöhret kalıyor.

Bu çok açık gerçeğe rağmen yine de şan, şöhret ve makam sahibi olanlar, ellerinde tuttukları güç ve yetkilerin yüzü suyu hürmetine, çevresindeki yağcıların da yanıltıcı davranışları nedeniyle, adeta makam sarhoşluğuna kapılıyor ve bu duyguların etkisi altında hareket ediyor.

Aslında her insanın mutlaka ulaşmak istediği bir hedefi vardır. Buna ulaşabilmek için de para ve makama sahip olmak gerekir. Ancak zenginlik ve makam amaç değil, sadece bir araç olarak görülmeli ve kullanılmalı.Bir düşünürün söylediği gibi ‘para ve makam iyi bir uşak ve kötü bir efendidir.’

Kısaca, mal, para, makam ve şöhret geçicidir. Yazdan sonra kış geldiği gibi bunların da mutlaka bir sonunun geleceği bilinerek hareket edilmeli.Bu gerçek, Yunus Emre tarafından çok güzel ifade edilmiştir:

‘Mal sahibi, mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi?

Mal da yalan, mülk de yalan, var biraz da sen oyalan!’

Aslında makam, şöhret, para ve mülk bir çok insan için ulaşılmak istenen hedeflerdir.Ayrıca herkes başarılı olmak ve gönlündeki amaçları gerçekleştirmek ister.

Ancak başarılı olmak; makam, mevki, mal, mülk elde etmek ve amaçlarına ulaşmak değil.Aksine gerçek anlamda başarılı olmak; yeteneklerini ortaya koymak,  bir eser yaratmak, bir işe yaramak, halka ve ülkeye yararlı kazanımlar sağlamaktır.


Başarı, hedefe yürümektir. Ancak seçilen hedefe onurlu bir şekilde ulaşılmalı. Ayrıca hedef; kişisel, zümresel veya partisel çerçevede değil, mensubu olduğu ulusu için de doğru ve yararlı olmalıdır...

Yoksa ‘dünya dilinden anlamak ve konuşmak safsatası’ ile, kendi egolarınız yüzünden, halkın sizi getirdiği makamların büyüsüne kapılıp, asli görevinizin halka hizmet olduğunu, ülke için yapılacak projelerle nasıl kalkınacağımızı,gelecek nesiller için huzurlu ve refah bir ülke bırakmak için yapacağınız işleri  unuttup, sürekli ekranlar karşısında birbirinize sokak ağzıyla hakaret etmenizi halk hayretler içinde izliyor..

Ama unutmamalısınız ki bu makamlar gelip geçicidir. Ve yine unutmamalısınız ki halkın bıkkınlığı, bezginliği ve kızgınlığı sizin ekranlarda gösterdiğiniz kabadayılığa benzemez. Ve birgün gelir öyle bir şamar atarki o makamlarda olduğunuza pişman olursunuz..

Lütfen birbirinizi yemekten vazgeçip bir an önce girdiğimiz bu girdabın içinden nasıl çıkarız ülke olarak onun için uğraşalım...

Sevgi ile kalın...

 
 
 
Etiketler: MAKAMLAR, VE, YAPILAN, SAFSATALAR....,
Yorumlar
Haber Yazılımı