Yazı Detayı
03 Eylül 2019 - Salı 15:11
 
Neden Kurullarda Söz Sahibi Değiller?
Ruhi Orhan
 
 

TÜKETİCİLER NEDEN KURULLARDA SÖZ SAHİBİ DEĞİLLER ?

 

TÜKETİCİNİN BU GÜNKÜ DURUMU:

Tüketiciler olarak bir sorunla karşılaştığınızda, ihtiyaç duyduğumuzda, mumla aradığınız önemli bir yerdir… Sorunumuz çözüldüğünde ise bir daha semtine uğramadığınız derneklerdir!

TÜKETİCİ DERNEK YÖNETİMİ:

Tüketici haklarını savunan derneklerin yöneticileri gönüllülerden oluşmaktadır. Bu gönüllü fedakâr arkadaşlar, işe ancak sınırlı zamanlarını verdiklerinden dolayı, ihtisaslaşma, uzmanlaşma, profesyonelleşme olmamaktadır. Derneğimizin sağlıklı kurumlaşması desteklenmedikçe bu durum değişmeyecektir.

HÜKÜMETİN BAKIŞI:

Hükümetler ise tüketici derneklerinin taleplerini kendi yönetimlerine müdahale olarak değerlendiriyorlar. Sorunların çözümünde ortağı olacağı kaygısı taşıdıklarından, tüketici derneklerini desteklemiyorlar. Daha doğrusu, gönüllü olarak her türlü fedakârlığı yapan bu tür benzeri hiçbir derneği desteklemiyorlar… İktidar, ekonomik olarak güçsüz, hafızası olmayan,  günlük derneği nasıl yaşatırım kaygıları taşıyan, kısacası adı olup kendisi aktif olmayan dernekler halinde kalmalarını istiyorlar

Herkesin bir tüketici olduğunu unutan hükümet, bu büyük resmin ne anlama geldiğini hiçbir şekilde düşünmemektedir. Gelelim hükümet ve sermaye tarafına, hükümet oluşturduğu kurulların (bir ikisi hariç) hiç birinde tüketicinin temsiline yer vermemektedir… Maalesef kurulların ve piyasanın doğru dürüst denetimini de yapamamaktadır… Serbest ekonomi modelinde tekelleşme olmamalıdır, ancak tekelleşmeyi öncelikle hükümet kendisi yapmaktadır, hatta bazı sektörlerinde hükümet eliyle desteklenmektedir.

SERMAYE:

Sözlerim Kaliteli mal üretimi yapan ürettiği malın arkasında duran, firmaları kapsamıyor,  ancak Para kazanma hırsı öyle bir hal almış ki üretilen mallara yeterince özen gösterilmiyor. Ürünün yaş ömrü kısaldı, kalitesiz mallar üretildi… Sevkiyatından özen gösterilmiyor, servis hizmetlerinde sorumluluklarını yerine getirmiyorlar, insan sağlığını ise hesaba bile katmıyorlar… Ürünü ithal edip getirip ortadan kayboluyorlar, bu tür kaptı kaçtı firmalar, tüketici memnuniyetini göz önünde bulundurmuyorlar,  ülkemiz hırsız dolandırıcı firmalar cennetine dönmüştür.

Bu firma sahipleri,  Kanunun koyduğu şartları ve kuralları bile istismar ediyorlar… Materyalist bir yaklaşımla servis rezaleti gibi, ürün tanıtım kitapçıkları bile yetersiz küçük ve yazılarla geçiştirilmiş niteliktedir… Bu kitapçıklarda ucuza çıkarılmak için yeterince iyi tercüme edilmemiş ve yeterince açıklama olmadığı gibi,  kaliteden de yoksun, uyduruk, kanun yerine gelsin mantığıyla yapılmış malzemelerden oluşuyor.

TÜKETİCİ DERNEK YÖNETİCİLERİ:

Tüketiciyi korumak için kurulan ve benzeri dernekleri kurup yönetenlerin yapısal durumlarına bakmak lazım!

Tüketici derneğimizi oluşturan yönetim üyeleri, yıllarca kendiişlerinde çalışmış; tecrübe ve bilgi edinmiş insanlardır… İyiniyetli ve fedakâr bu insanlar, emekli olmuş, yapacak işi meşgalesi bulunmayan, haksızlığa adaletsizliğe boyun eğmeyen, haksızlıklar karşısında sesiz kalmayan, iş hayatında yıllarca edindiği tecrübe ve bilgi birikimini derneğimize aktarmaktadırlar. Bu gönüllü insanlar, hiçbir menfaat beklemeden derneğimizde hizmet vererek çalışmaktadır… Üyelerimiz iyi niyetiyle, hâkim sermaye karşısında haksızlıklara karşı direnmekte olup, örgütlü gücünün neler yapacağını bilinciyle hareket ederek, tüketicilerimizi örgütleyip, insanlığın hizmetine sunmaktadırlar.

Bazıları ise dernekleri siyasette basamak olarak kullanan veya dükkân küçük olsun benim olsun mantığı taşıyan, ufku kapalı olan, yapıştığı koltuğu bir daha bırakmayanlar azda olsa bulunmaktadır.

SONUÇ:

Piyasa ekonomisinde, bir üreten birde tüketen vardır; hükümetimiz, ikisine de eşit yaklaşması gerekir, ne yazık ki hükümetimiz, bugüne kadar maalesef sermayeden yana tavır almıştır.    

Örnek vermek gerekirse sayın yönetmen yazar Raşit ANARAL’IN yazdığı makaledeki “TAKSİCİ, UBER” kavgasında olduğu gibi; neden taksici rantiyesi hükümetçe destekleniyor?    Peki, nerede serbest piyasa ekonomisi, nerde rekabet?..   Büyük şehirlerde taksi plakaları dondurulduğu için fiyatları aldı başını gidiyor, günümüzde plakalar 1.6 ile 2.milyon tl. ye nerdeyse ulaşmıştır.

Neden hükümet tüketicileri değil de tekel haline gelen ve kötü hizmet eden taksicileri destekliyor?

Taksi sahiplerinin ödedikleri yıllık vergi 7-8 binleri geçmiyor, oysa özel sektörde çalışan bir tüketici takribi 5 bin tl. Maaş alıyorsa yıllık 10-11 bin tl. Vergi ödüyor.  

Taksiciye Hükümetin sağladığına bakarsanız,  3 yılda bir ÖTV ‘siz taksi alımı, geçici vergi ödemiyorlar, stopaj vermiyorlar… KDV muaflar, geçen yılki üst sınır 43 bin lira bu üst sınırdan bile kazanç gösterseler taksici bütün masraflarını düşe biliyorlar… Bütün bu avantaj ve ranta rağmen, siyasilerin tüm destekleri yanlarında iken, kendilerini yenilemeyen, tüketici hizmeti ile ilgili kendilerini geliştirmeyerek, tüketicinin gitmek istediği yeri beğenmeyip sorgulayan, hijyenden uzak, araç içerisinde sigara içen, hak etmediği paraları tüketicilerden alan taksicilerin halka rağmen desteklenmesi mantığa da iyi niyete de aykırı değil mi?

Ancak UBER rekabeti ortaya çıkınca işler değişti, demek ki rekabet olunca işler değişiyor, hükümet bu rekabetin önüne geçmemelidir. Kim daha iyi hizmet sunuyorsa tüketici onu seçmelidir, o zamanda işini yapamayan taksiciler piyasadan çekilmelidir.

Peki, Tüketici derneklerini hangi boyutu ilgilendiriyor derseniz, UKOME diye bir kurul var içişleri bakanlığına bağlı kanun ve yönetmenliğinde tarafların temsilinde belediye var taksiciler var ama asıl taksiciden hizmet alan tüketicilerin temsilcileri bu kurulda yok. Bu kurulda görüşülenler, taksilerin hizmet kalitesinden, taksi ve servis fiyatları konuşuluyor, ama masada parayı ödeyip, hizmet alacakların temsilcisi yer almıyor.

Tükoder Beylikdüzü Şubesi olarak birçok girişimde bulunduk, dilekçeler verdik, görüşmeler yaptık, tüketicileri temsilen bizde bu kurula girmek istiyoruz, diye diretince iyi niyetli bir müdür gelebilirsiniz, ancak söz hakkınız ve oy hakkınız yoktur denildi; biz olsun dedik, ısrarla biz bu toplantıya katılacağız dedik, toplantı gün ve saatini bizden gizlediler.

Şimdi yeni göreve başlayan İBB başkanı Ekrem İmamoğlu’ndan ricamız,  bu kurulda bize de yer verilmesidir. Bakalım UKOME’ de kararı alınan, taksilere  25 okul servislerine 13, lük zam kararlarını bir de tüketicilerin temsilcilerinin gözünün içine bakarak alsınlar da görelim!..    

İşte bu kurullarda tüketicilerin neden bulunmaları gerekliliğinin önemi burada ortaya çıkıyor!.. “İşçiye, emekliye 3-4 zam alacak,  taksilere 25 zam vereceksiniz” doğrusu bunun mantığını anlamaktan gerçekten zorlanmaktayız.. Tüketicilere ait federasyon ve dernekler, bu ve benzeri kurullardaki temsilinin önemini, bu büyük resmin içerisinde görmelidirler. 

 

Detaylı bilgi almak için; cumartesi pazar hariç, hafta içi 14.00 ile 17.00 arası                            

 TükoDer - Tüketiciyi Koruma Derneği'ne başvurabilir veya telefon açabilirsiniz

Telefon: 0212-873 25 23 – 0532 412 49 26 veya   e-mail atabilirsiniz;  orhanruhi@hotmail  den sizlerin soracakları sorularınızı CEVAPLIYACAĞIMI bilmenizi isterim, Sağlıkla kalın hoşça kalın.  

RUHİ ORHAN

Beylikdüzü Şube Başkanı,

Beylikdüzü Tüketici Hakem Heyeti Üyesi

 
Etiketler: Neden, Kurullarda, Söz, Sahibi, Değiller?,
Yorumlar
Haber Yazılımı