Yazı Detayı
28 Kasım 2019 - Perşembe 14:51
 
"Pakistan-Turki zindabad"
Lütfiye Aydın Bike
adommedya@gmail.com
 
 


"Ey ümmeti Muhammed yetiş'in! İslamın son kalesi, son temsilcisi, Osmanlı zor durumda. Bütün küffar birleşmiş, İslamın son kalesine saldırıyor. Allah aşkı, Muhammed aşkı için, Türk kardeşlerimize yardım edin" diye feryad eden, Muhammed İkbal'in çağrısı, bir hezeyan, bir uğultu ile bütün şehrin sokaklarına yayıldı. Halk ağlaşmalar, feryatlar arasında Lahor meydanına doğru koşmaya başladı.

Kadınlar, Parmağındaki yüzüğü, küçük bohçasına düğümlendiği altın parayı, kolundaki bileziği çıkarıp, Osmanlının kurtuluşu için oluşturulan, yardım sergilerine atıyorlardı.

Yardım toplanan serginin içinde, kanlı bir et parçası ile birlikte bir küpe vardı. Anlaşılmışdı ki, pakistanlı annemiz öyle bir hışımla kulağından küpesini çekmişti ki, kulağının bir parçasının koptuğunu bile fark etmemişti.

"Herkes, elindeki her şeyi, Osmanlı''ya yardım için getirip bırakıyordu. Bir ara kalabalık telaşlandı, bir hareketlilik görüldü. Kucağında bebek bulunan fakir bir kadın can havliyle sağa sola koşuşturuyor, ''Yok mudur bir hayır sever, Allah rızası için bu çocuğumu satın alsın, bedelini Osmanlı'ya göndereyim'' diyordu. Herkes şaşkın, herkes perişandı. Yürekler parçalanmıştı sanki. Hemdert olmanın bu derecesi mümkün müydü? Bu kardeşlik aynen hikmetli kitapda yazılan kardeşlik gibiydi.

Yıl 1915, Günlerden Çanakkale, yer Pakistan'ın Lahor şehri. Pakistan halkı kıtlık ve açlık yaşadığı bir zamanda, 1.5 milyon sterlini toplayıp, Ankara hükümetine teslim ederken, hatırı sayılır Pakistanlı kardeşimiz cephelerde savaşmak için çoktan yollara koyulmuştular bile.

Sadece bukadarla da degil, Pakistan, Osmanlı-Rus Harbi''nde, Osmanlı-Yunan Savaşı''nda, Trablusgarp''ta, Balkan savaşları''nda, Birinci Cihan Harbi''nde, Milli Mücadele''de ve Kıbrıs''ta, yalnızca kalpleri değil, elleri de bizimle birlik olmuştu.

Bu gün ise, "Türkiye ve Pakistan bir gönülün iki bedenidir" diye takdim edecek kadar bizimle olmuş, bizi bizim kadar sevmiş, dostluğun, kardeşliğin, kadirşinaslığın, vefanın, fedakarlığın Dünya durdukça parlayacak en mümtaz misallerini sergilemiş, çilekeş bir halktır."

"Dünyada gerçekten mutlu olanlar Ancak başkalarına yardım elini uzatanlardır."
Dr.Muhammed İkbal

Bizler, İhh iyilik ekibi olarak, 2019 YDG kapsamında, Pakistanlı kardeşlerimizi kucaklamak, kardeşliğimizi pekiştirmek, yetim yavrularımızın ellerinden tutup, gözlerine bakmak için Türkiye'den yola koyulduk.

Pakistan ekibi bizi, birer birey olarak karşılamadılar, bizi müthiş bir çoşkuyla, hasretle, Osmanlı torunu, Türk halkı, ve ihh'nın iyilik ekibi olarak karşıladılar. Hayatımız boyunca unutamayacağımız anlara şahitlik ettik. öyle anlamlı ortamlar oluştu ki, kardeşliğimizi bir kez daha iliklerimize kadar htik.

Al-khitmat vakfı'nın ve Khubaib vakfı'nın iyilik adına yaptığı çalışmalar, tüm dünyada örnek teşkil edecek boyutta. Yetimhaneye 4 yaşında gelmiş yavrumuzun, Avukat olarak bize sunum yapması, içimizi umutlandırdı. Yetim haneye 2 yaşında gelen diğer yavrumuzun uluslararası proje alanında çalışmalar yapması bizi heyecanlandırdı. Yüzlerce yetim çocuğun arasında, abi kardeş ilişkisi kurulmuş. Üniversite mezunu olan abi 4 yaşındaki kardeşinin hangi yemeği sevdiğini biliyor. Pakistan'da ihh vesilesiyle 1200 yetim yavrumuza kol kanat germenin huzurunu içimize, içimize çektik. Türkiye'deki ebeveynlerine huzur dolu selâmlarımız var.

İHH 2019 YDG kapsamında, Pakistan'daki Yetim annelerimize dikiş makinası dağıtım esnasında. Titreyen vücutları ve heyecanla sarılmaları bize 1915'te ki kulağından küpesini koparan annemizin hissiyatını hatırlattı. Kulağımıza bir şeyler fısıldadılar. Ne söylediklerini anlamadık ama yüreklerini dibine kadar htik. Çünkü gönüllerin lisana ihtiyacı yoktur.

Ufak bir alışveriş için çarşıya çıktığımızda dükkan sahibi, başörtüsünün 10 dolar olduğunu söyledi, yanımızdaki tercüman 6 dolar olurmu diye sordu. Dükkan sahibi "en son 8 dolar olur" dedi. Başörtüleri toplayıp kaldırmaya başladı. Tercüman yeniden devreye girdi. Osmanli, Osmanli dedi. Dükkan sahibi hemen heyecanla başörtüleri bizim için paketlerleyip mahcup bir şekilde "6 dolar" dedi.

Şiddetle yargıladığımız, haremlerden çıkarmadığımız dedelerimizi, onlar hasretle yad ediyorlar.

Songün etkinliklerimiz bittiğinde, üç arkadaş dinlenmek için mescide çıktık. Bir anda Yaklaşık 300 yetim çocuğumuzla karşılaştık. Çocuklar etrafımızı halkalar halinde sardılar. Dillerini bilmediğimiz için konuşamıyorduk, sadece bize bakıyorlardı. Bir buçuk saat hiç ayrılmadan bize baktılar. Biz olayı üzülerek anlamıştık. Onlar birilerinin özeli olmak istiyorlardı. Bizden özel bir bakış istiyorlardı. Arada bir bakış yarışına giriyorlardı, bana daha çok baktı, bana daha çok baktı gibi ve biz anladık ki aslında onlara götürdüğümüz çikolatalardan, küçük hediyelerden daha çok ilgiye hasretleri vardı. Birinin özeli olmak istiyorlardı. Elini tutup da yürüdüğümüz çocuk kendini çok şanslı hissediyordu, Diğer arkadaşlarının yanında gururla yürüyordu. Çünkü onlar hiç benim Babam, benim Annem, benim evim, benim, benim diyememişlerdi.

Rabbimden niyazım, çocuklarımıza, bu ilgiyi aralıklı zamanlarda verebilecek, bir projeye, bizi vesile kılmasıdır.

Yaşasın Türkye ve Pakistan Kardeşliğimiz.

Bir sonraki yazımız AH KEŞMİR huzurla okumanız dileğiyle. 


Lütfiye Aydın Bike

 

 
Etiketler: "Pakistan-Turki, zindabad",
Yorumlar
Haber Yazılımı