Yazı Detayı
10 Temmuz 2019 - Çarşamba 15:06
 
Srebrenitsa Batının Medeniyet ve İnsan Hakları Tablosu
Lütfiye Aydın Bike
adommedya@gmail.com
 
 

 

https://mail.google.com/mail/u/1/images/cleardot.gif

 

Srebrenitsa Batının Medeniyet ve İnsan Hakları Tablosu

“Osmanlılara karşı yapılan başkaldırı anısına, Müslümanlardan intikam almanın vakti geldi.”  Radko Miladiç. 11 Temmuz 1995

Tarihin en kanlı ve en acımasız katliamı yapıldı. Tek gerekçeleri ise; Boşnakların Müslüman olmaları. Avrupa’nın göbeğinde, birleşmiş zulüm güçlerinin gözetiminde, dünyanın gözüne baka baka soykırım yaptılar.

Bir günde, binlerce silahsız  masum insanı öldürdüler.  Toplamda 300 bin Boşnak Müslümanı katlettiler. 17 bin masum çocuğun canına kıydılar. Sistemli bir emirle 7 yaş ile 90 yaş arası, 50 bin Müslüman kadının onuruna dokundular. 

Sırp saldırılarından kaçan binlerce Boşnak, Birleşmiş Milletler tarafından güvenli bölge ilan edilen, 600 Hollandalı barış gücü askeri tarafından korunan, Srebrenitsa’ya sığındı. Sığınmacıların 25 bini Potoçari’de bir akü fabrikasına yerleştirildi. 

11 Temmuz’da sözde barış gücü askerleri binlerce savunmasız, masum insanı Sırp kasabı Radko Miladiç’e teslim ettiler. Sırplar 12 yaş üstü tüm erkekleri bir tarafa, kadınları diğer tarafa ayırdılar. Kadınların onuruna dokundular. Erkekleri ise kamyonlara yükleyip ölüme götürdüler. 

Srebrenitsa’dan kaçmaya çalışan 12 bin Boşnak dağlık bölgede Sırp askerleri tarafından tek tek öldürüldü. On gün içinde 10 binden fazla insan katledildi. Tuzla’ya ise 3 bin insan ulaşabildi. 

Sırp askerleri, telaffuzda dahi zorlandığımız işkencelerin her çeşidini yaptılar. Asitlerle yaktılar. Hızarlarla canlı canlı doğradılar. Çoluk çocuk kadın demeden vahşice saldırdılar. Şehitlerin kimlikleri tespit edilmesin diye, parçalayarak yüzlerce toplu mezarlara attılar. 

Hollanda'lı tedavi gören barış gücü askeri, “masum insanları kendi ellerimizle, sırp kasabına teslim ettik. İnsanların ölümünü izledim. Kendimi hiç affetmeyeceğim” dedi. 

Srebrenitsa kenti, Birleşmiş Milletler kampında tercümanlık yapan, Hasan Nohanoviç şunları anlatır: “Kampın etrafında boğazlanan insanların çığlıklarını ve yalvarışlarını unutamıyorum.” 

Ne acıdır ki Sırplara teslim edilen Müslümanların arasında Hasan’ın da kardeşi, Annesi ve Babası vardı. Hasan’ın gözleri önünde katledilirler. Daha da acıdır ki Hasan’ın annesini katleden kişi cezalandırılmaz, hatta devlet dairesinde memur olarak çalışır. 

Bosnada katliamların izi hala duruyor. Boşnakların gòzleri acı kuyuları gibi, duvarlar ise kan kokuyor.

Her yıl toplu mezarlar bulunuyor ve her yıl 11 Temmuz’da cenaze törenleri yapılıyor. 

Bu yıl yine Srebrenitsa da Marş Mira yürüyüşü yapılacak ve Potoçari şehitliğine onlarca şehidin bir araya getirilen kemikleri defn edilecek.. 

Şehitlerin tabutunun başında, yaşlı anneler oğullarına, Kızlar babalarına ağıtlar yakacak.

Avrupanın göbeğinde yaşanan bu katliama, tüm dünya sağır, kör ve dilsiz olacak. 

Bosna ziyaretimdeki izlenimlerimde,  bu savaşın bitmediğini, asimile çalışmalarının devam ettiğini gözlemledim. Kurtların dumanlı günü beklediği gibi, ümmetin zayıf anı bekleniyor ve dedemin gözbebeği hala kan ağlıyor....
Lütfiye Aydın Bike

 

 

 
Etiketler: Srebrenitsa, Batının, Medeniyet, ve, İnsan, Hakları, Tablosu,
Yorumlar
Haber Yazılımı