Yazı Detayı
31 Ocak 2019 - Perşembe 15:13 Bu yazı 440 kez okundu
 
Süper Fırtına.
Murat Yıldırım
 
 

Süper Fırtına.
-Direniş mi yaptılar ki?
-Hayır, kesinlikle zaten silah yok.  Bebekleri de alıp götürüyorlar. Hapiste dudakları ve göz kapakları dikilen Uygurlu gençler var, tek suçları müslüman olmak,  namaz kılmak!..
Yazılan zulümler doğru mu? dedim. -Çoğu doğru.. hepsi kaçmak istiyor. dedi, Çekik gözlü çekingen muhacir amca. Sonra sustu. 
.
Prof. Ahmet Taşağıl, Gündem Ötesi programında anlattılar:  Bir eski Türk Hakanı, kızını aynı anda isteyen iki Çin prensini tam 17 yıl bekletir. 
Sonunda bir prensin ziyarete geldiği gece çıkan şiddetli fırtına çadırlarını sökünce, bunu Tanrı'nın (Allah Cellenin) uyarısı olarak yorumlar ve kızını verir...
Tarihçi yazar Enver Behnan Şapolyo'nun Sümer-Türk dediiği Gılgamış ile sadık dostu Enkidu, halkı öldürüp malını gasp eden zalim bir dev ile ölümü göze alıp çarpışırlar.    
Dev, tam Gılgamışı öldürmek üzereyken birden bir fırtına çıkar. Böylece sendeleyen devi öldürüp halkı kurtarırlar...
Hz.Yunus as'ın, dua ile kurtulduğu balığın karnına girmesine sebep de malum, yine denizde çıkan fırtına sonrası;  aşırı dolu gemide çekilen kurada denize atlaması için adının çıkmasıdır. 
Ömer Muhtar ra. Libya'da, İtalyanları perişan ederken, çöl fırtınalarını kollayıp aynı anda saldırdığı söylenir.
Bugün ABD de büyük hortumlar çıkar. Evleri yıkıp çerçöpe çevirir. Uzmanlar, Küresel ısınma, iklim değişikliği, der.  Eyvallah.
Eskiler, ayağına diken batsa kendine bakmayı öğütlerdi.
Bu söze, Batılılar batıl inanç;  bazıları da herşeye karışmaz. der.
Ancak öyle bir örnek arz edeceğim ki nedeni, niçini besbelli:
29 şevval 5 (MS :627) kışında Hendek'te 1 ay bütün şiddetiyle devam eden sabır savaşı, çıkan fırtına ile bir gecede bitti! Neden?:
"Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, ridasını yere serip, ellerini açarak şöyle duâ ediyordu.
"Ey Kitabı (Kur'an) indiren, hesabı en çabuk gören, kavim ve kabileleri bozgunlara uğratan Allah'ım, Onlara karşı bizlere yardım et! Allah'ım Sen bu bir avuç Müslümanın helâkını dilersen, artık Sana ibadet edecek kim kalır?"
O gün çarpışma bütün şiddetiyle devam etti. Gece olunca Hz.Cebrâil as. gelerek Peygamber Efendimize sav. düşman ordusunun bir rüzgâr ile perişan edileceğini müjdeledi. Resûl-i Ekrem iki dizi üzerine çöktü, ellerini kaldırarak Cenâb-ı Hakka şükrünü takdim ettiler...
Geceyle birlikte, müşrik ordusunun bulunduğu sahada dondurucu bir rüzgâr gürlemeye başladı; gözleri toz ve toprakla doldu. Kap kacaklar uçuşuyor, çadırlar sökülüyor, atlar, develer birbirine karışıyor, gözler birbirini göremiyordu.
Düşmanı müthiş bir korku ve panik havası sardı, süratle Mekke'ye kaçtılar.
Bu İlâhî yardımdan Ahzab, 9.ayette şöyle bahsedilir:
"Ey îmân edenler! Hatırlayın, Allah'ın size olan nimetini ki, düşman orduları size saldırdığında, Biz onların üzerine bir rüzgâr ve sizin görmediğiniz ordular göndermiştik. O zaman Allah sizin yaptıklarınızı görüyordu."(sorularlaislamiyet)
Sevgili Peygamber'imizin  sav duası ile rüzgar gizli bir ordu, mucize kılındı. Hz Yunus as. duası ile fırtına lütuf oldu.
Ömer Muhtar çöl fırtınası olup düşmanı kovdu. Gılgamış'ı kahraman yaparken, Hakan belki savaşa engel oldu.  
Anlaşılan, fırtına bize neler bildirir, böylece afet, nimet olur.
Acaba kimsesiz Uygurların başındaki süper fırtına da nimete döner mi?

Ulu kişiler ağlaşmışlar
Server yiğitler düşmüşler
Baş ucunda yay asmışlar
Dökülüben oklar yatır.
Yunus Emre hz ra.

Muhabbetle kalın.

 
Etiketler: murat yıldırım, yazar yazıları, köşe yazıları, köşe yazarları, yerel haberler,
Yorumlar
side>
Haber Yazılımı