Elif SİRKECİ

Tarih: 11.09.2021 12:23

Affedersiniz! Rahatsız Ettik...

Facebook Twitter Linked-in

Affedersiniz! Rahatsız Ettik...

Beni bu yazıyı yazmaya iten en büyük sebep anneler oldu. Yıllarca anne olmanın özlemini çekmiş bir kadın olarak yazıyorum bu satırları. Dünyalar güzeli bir evlat sahibi olduktan sonra hiç fark etmediğim birçok olayın, hiç hmediğim birçok duygunun içinde buldum kendimi. Burada anneliğin o ulvi hissiyatlarından bahsetmeyeceğim. Konumuz ne yazık ki kaybetmeye başladığımız "empati" duygusu.

Bir anne bir mağazaya girer çocuk haliyle ışıklar, renkler ve o kocaman merak duygusuyla koşturmaya baslar. Anne başta "dur, yapma" gibi uyarılarda bulunur. Tabi ki çocuk dinlemez. Etrafın "rahatsız edici" bakışlarından sinirlenmeye başlayan anne daha sert bir tutum içine girer. Ağlamaya başlayan hatta bazen kendini yerlere atan çocuk  isteğini yaptırmak için çabalamaya başlar. O rahatsız edici bakışların yerini "of, puf" diyen sesler alır.

Bu ve bunun gibi birçok olay yazabilirim size. O "rahatsız edici bakışları" atan insanlara sesleniyorum. O bir kaç dakikalık tahammülsüzlük nelere sebep oluyor bilin istiyorum. Belki henüz anne baba olmadınız anlayamıyor olabilirsiniz ya da o günleri  çoktan unuttunuz hatırlamıyorsunuz. Veya kendinize dahi tahammülünüz olmayacak kadar yıpranmış olabilirsiniz. Ama sunu bilin ki o ağlayan çocukta siz "rahatsız oldunuz" diye o bir kaç saat güzel vakit geçirmek, ya da ihtiyaçlarını gidermek için dışarı çıkan anne de  sırf sizin tutumuzun yüzünden ortamı terk etti. Çocuğunu susturmak için belki azarladı, tehdit etti ya da sert davrandı. Kısa bir zaman için "siz rahatsız oluyorsunuz " diye susturdu. Aradan bir süre  geçtikten sonra bin bir pişmanlık duygusunu bir arada yaşamaya, vicdan azabı çekmeye başladı. Sonuç olarak "keşke hiç çıkmasaydım" diyerek öfkeli, kızgın ve mutsuz bir şekilde oradan ayrıldı. Kocaman bir vicdan azabıyla günü bitirdi.

İnanın bu en basit örnek. Bugün o koşturan ağlayan mızmızlanan çocuklar sizin ülkenizin geleceği. Çocuklar hayatı keşfetmek için kelebekler gibi uçmak istiyor. Bilmek, dokunmak, eğlenmek istiyor. Siz onların birçok duygusunu bir kaç dakikada zedeliyorsunuz. Bu kadar da değil demeyin! Evet, bu kadar da.

Hele hele özel çocuk anneleri o eli öpülecek kadınlar. O melek çocuklar. Bir ortama girdiğiniz de onları incelemekten vazgeçin. Gözlerinizi çekin o ailelerden. O anneleri ne kadar strese soktuğunuzun farkında değilsiniz. O çocuklar her çocuk gibi! İstemsizce bağırabilir mesela. O anda dönüp "bön bön" bakmayın. "Aman senin de işin zor" diyip dua cümlelerinizi sesli söylemeyin. Gerçekten dua edecekseniz de herkese eder gibi kalbinizle dua edin. Sakatlanmış kalbinizle ne o melekleri ne de anneleri incitmeyin. Belki sabaha kadar uyumamış, çocuğu bir lokma yemiyor diye restoranda getirmiş, farklı bir ortam bize iyi gelir diye düşünmüş. Çocuk yemek yerken kaşıkları vuruyor, bağırıyor belki bir iki tabak dahi kırıyor. Bunu zaten her çocuk yapmıyor mu ki? İnanın o an annenin neler htiğini anlayamazsınız. O andaki baskıcı  bakış ve davranışların içinde gözyaşlarını nasıl kalbine akıttığını bilemezsiniz. O insanlara acıyarak merhamet ederek de  bakmayın. İnanın insanlar sizin ne düşündüğünüzü gayet güzel hissediyor.

Anne olan kadına da,  anne olmak için canı yanan kadına da, anne olmak istemeyen kadına da, çocuğa da tüm insanlara saygı gösterin. Sizlerin bir anlık tutumu karşı tarafa ne yaralar açar bilemezsiniz.

Birbirimize sevgi saygı duymadan ne toplum olarak ne insan olarak bir adım öteye gidemeyiz. Bunun bedelini sadece bu dünyada değil ötede de ödeyemeyiz.

Belki de bazı şeyleri farkına bile varmadan yapıyoruz. Bu yazım önce kendime sonra tüm okuyucularıma ışık olsun. Ve artık birbirimizi daha fazla incitmeyelim. Olaylara ve kişilere  tepki vermeden önce mutlaka empati yapalım...

Her geçen gün kalbimizin daha güzelleşmesi umuduyla....

                 Elif SİRKECİ 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —