8.12.2025 10:34:00


Altındaki Hızlı Yükseliş
Piyasaların nabzını tutmaya çalışan herkes aynı soruyla karşı karşıya: Altında bu yükselişin sonu nereye varacak? Küresel belirsizliklerin arttığı, jeopolitik risklerin tırmandığı ve büyük merkez bankalarının para politikalarında yön aradığı bir dönemde altının yeniden yıldızının parlaması aslında sürpriz değil. Ancak bu kez tablo biraz farklı; çünkü yükseliş sadece klasik “güvenli liman” refleksinden değil, yapısal dönüşümlerden de besleniyor.
Son yıllarda birçok ülke rezervlerini çeşitlendirmek için altına yöneldi. Bu eğilim, dolar merkezli küresel finans sisteminin geleceğine dair büyüyen soru işaretleriyle paralel seyrediyor. Rezerv tercihlerindeki bu değişim, altına uzun vadeli ve güçlü bir talep sağlıyor. Arz tarafında ise sınırlı üretim artışı bu tabloyu destekliyor.
Ekonomik veriler karmaşık sinyaller veriyor. Enflasyonun inişli çıkışlı seyri, faiz indirimlerinin zamanlamasına ilişkin tereddütler ve küresel çatışma riskleri, bireysel yatırımcıdan fon yöneticisine kadar herkesi temkinli davranmaya itiyor. Bu atmosferde altın, sadece bir emtia değil; bir psikolojik güven alanı haline geliyor.
İlginç bir ironi yaşanıyor: Finans giderek daha dijitalleşirken insanlar somut bir değere yöneliyor. Kripto paraların yarattığı büyük dalgalanmalar, uzun vadeli güven temelli yatırım yapanlar için altını yeniden ön plana çıkarıyor. Bu da modern çağın stres testinden geçen altının, geleneksel rolünü korumakla kalmayıp güçlendirdiğini gösteriyor.
Altının rekora koştuğu dönemlerde her zaman aynı soru sorulur: “Geç mi kaldım?” Bunun yanıtı yatırımcının profilinde saklı. Altın, kısa vadeli kazanç peşinde koşanların değil, belirsizliklere karşı portföyünü sağlamlaştırmak isteyenlerin aracı olmaya devam ediyor. Bu yükselişin dalgalanma yaratması muhtemel olsa da uzun vadeli hikaye güçlü kalmayı sürdürüyor.
Sonuç olarak, altın bugün yeni bir rekor arayışından çok daha fazlasını temsil ediyor. Küresel ekonominin kırılganlığını, politik risklerin ağırlığını ve yatırımcıların giderek artan güvensizliğini yansıtan bir barometre işlevi görüyor. Rekorlar kırılabilir, fiyatlar geri çekilebilir; ancak altının insanlık hikayesindeki yeri, yine de kolay kolay değişmeyecek gibi görünüyor.
Tarih boyunca altın, her zaman değerli bir maden olarak kabul edilmiş ve zamanla değer kazanmaya devam etmiştir. Ekonomik krizlerde güvenli bir liman olarak görülen altın, insanların birikimlerini koruma aracı olmuştur. Geçmişten günümüze, farklı medeniyetler için zenginliğin ve prestijin simgesi olmayı sürdürmüştür.
1990'lı yıllarda altın, günümüze kıyasla oldukça uygun fiyatlıydı. O dönemde altın, yatırım aracı olarak yaygın bir şekilde tercih edilse de, fiyatlarının düşük olması onu daha kolay erişilebilir kılıyordu. Ekonomik koşullar, enflasyon oranları ve dünya piyasalarındaki farklı dinamikler, altın fiyatlarının bu kadar düşük olmasında etkili olmuştu. Bugünle karşılaştırıldığında, o yıllarda altın alarak birikim yapmak insanlar için daha az maliyetliydi.


Mehmet LEBLEBİCİ

Hafta Sonu Trafik Durdu, Esnaf ve Halk Tepkili
Erken Tanı Hayat Kurtarıyor!
Sokaktan Siber Dünyaya İstanbul’da Suça Geçit Yok!
Şubat Ayında Kültür Merkezinde Yıldızlar Geçidi Başlıyor...
Hizmette Yarışanların Zirvesi: İstanbul’un En Etkin Belediyeleri Belli Oldu!
Trafiğe Master Plan Nefesi!
Mecliste Adalet Vurgusu…
Özyolcu; Yeni Döneme Bayrak Sevgisiyle Başladık
Postacı; İlk Dersimiz Bayrak Oldu...
İlk Dersimiz Bayrak Dedi…
Temel Başalan’dan Berat Kandili Mesajı
Acil Sağlıkta Tarihi Adım Hayata Geçiyor!
İlker Gürbüz’den Berat Kandili Mesajı
Mustafa Necati Işık’tan Berat Kandili Mesajı
Halil İbrahim Türkgenç’ten Berat Kandili Mesajı
İzzet Gündoğar’dan Berat Kandili Mesajı
Ahmet Ali Aydın’dan Berat Kandili Mesajı
Ahmet Yanık’tan Berat Kandili Mesajı
Tuncer Dağ’dan Berat Kandili Mesajı
Togay Çoban’dan Berat Kandili mesajı
Gürbüz Süleymanoğlu’ndan Berat Kandili mesajı

YAZARLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.