16.03.2026 09:24:00

Celil KOCATAŞ

Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı

Türkiye’nin yakın tarihini anlamak istiyorsanız arşivleri karıştırmanıza gerek yok; 1960 ile 1970 arasında doğan insanların yüzüne bakmanız yeterlidir. Çünkü bu kuşak sadece bir hayat yaşamadı, neredeyse bir ülkenin bütün krizlerini, bütün kırılmalarını, bütün korkularını ve bütün umutlarını omuzlarında taşıyarak bugünlere geldi.

Bazı nesiller refahın içine doğar, hayatın sunduğu imkânları doğal bir hak gibi görerek büyür. Bazı nesiller ise tarihin tam ortasına düşer ve yaşadıkları çağın bütün sert rüzgârlarını iliklerine kadar hisseder. İşte 1960–70 kuşağı tam da böyle bir nesildir. Çünkü onlar doğduklarında ülke zaten çalkantılıydı. Çocuklukları yoklukla, gençlikleri korkuyla, yetişkinlikleri ise bitmek bilmeyen krizlerle geçti.

Çocukluklarının fotoğrafı bugün hâlâ hafızalarda nettir: gaz lambası ışığında geçen akşamlar, uzun kuyruklarda bekleyen insanlar, tasarrufla dönen mutfaklar, bir paket yağ için saatlerce bekleyen babalar, şekeri ölçerek kullanan anneler ve bütün bunların ortasında büyüyen bir çocukluk.

1974 sonrası ambargo yıllarında yaşanan yokluk, bu kuşağın karakterini sessizce ama derinden şekillendirdi. Tasarrufu da sabrı da dayanmayı da kitaplardan değil, hayatın içinden; evlerinin mutfağından, mahallelerinin sokaklarından öğrendiler.

Ama mesele sadece yokluk değildi. Çünkü o yılların sokakları da gergindi. Duvarlarda sloganlar vardı, gazetelerde çatışma haberleri vardı, mahalle aralarında korkuyla konuşulan fısıltılar vardı. Bütün bunların içinde çocukluk erken bitmiş, hayatın sert yüzü daha o yaşlarda görülmüştü.

Tam gençlik başlıyordu ki takvim 12 Eylül 1980’i gösterdi. Bir sabah uyandılar ve ülke değişmişti. Sokaklar susturulmuş, siyaset korkulacak bir şey hâline gelmiş, gençlerin hayalleri askıya alınmıştı. Bu kuşak, hayatının en enerjik yıllarında konuşmayı değil susmayı öğrenmek zorunda kalmıştı.

Başını eğ, işine bak.

Bir neslin gençliğine verilen en ağır öğüt buydu.

Sonra hayat başladı. İş, aile, çocuk derken zaman ilerledi ama kader bu kuşağa yine rahat vermedi. 1994 krizi geldi, ardından 2001 krizi geldi. Bir gecede eriyen birikimler, kapanan iş yerleri, yeniden başlamak zorunda kalan hayatlar bu kuşağın kaderine bir kez daha yazıldı.

Tam her şey biraz toparlanıyor derken tarih yine başka bir sayfa açtı. 2016’da Türkiye bir gecede yeniden uçurumun kenarına geldi. Tankların sokaklara çıktığı, uçakların alçaktan uçtuğu o gece milyonlarca insan gibi bu kuşak da televizyon başında ya da sokakta aynı duyguyu yaşadı.

Yine mi?

Daha o şok geçmeden dünya bu kez başka bir felaketle sarsıldı. Pandemi geldi, evler kapandı, şehirler sustu, hayat dondu, ekonomiler sarsıldı ve belirsizlik büyüdü. Bu kuşak bir kez daha çocuklarını korumaya çalışan, ailesini ayakta tutmaya çalışan nesil oldu.

Anahtar Kelimeler: Celil Kocataş, 1960 1970 kuşağı, Türkiye yakın tarihi, kuşak analizi, ekonomik krizler Türkiye, toplumsal hafıza, pandemi dönemi, Türkiye toplumsal değişim,


Minik Adımlardan Bayramın En Güzel Selamı
Minik Kalpler Bayram Sevinciyle Erken Buluştu
Kanlı’dan Güçlü Bir Eğitim Vizyonu
Emek Ve Dayanışma Aynı Sofrada Buluştu
Gençlerin Üniversite Yolculuğuna Büyük Destek
Gençler Afetlere Karşı Sahada Öğreniyor
Kadınların Gücü Hayatın Her Alanında Sahne Aldı
Kamu Kurumlarında Üst Düzey Atamalar Yapıldı
Sıkı para politikası sürdürülecek mi?
İstiklal Marşı ve Mehmet Akif Ersoy unutulmadı
Bakan Kurum: COP31’i uygulama odaklı platforma dönüştüreceğiz
Gambiya ile mutabakat zaptı imzalandı
Bıçkıdere Göleti’ne zarar veren yandı
Kırmızı bültenle aranan 16 şahıs Gürcistan’da
Süt ve süt ürünlerinde ne üretiyorlar?

YAZARLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.