31.01.2026 09:05:00

İsmet ÜNAL

Çözüm Sürecinden Sonra PKK’nın Sert Söylemlere Yönelişi: Tarihsel Bağlam, Toplumsal Etkiler ve Türkiye’nin Önderliğinde Yeni Dönem

2013–2015 yılları arasında yürütülen çözüm süreci, Türkiye’nin yakın tarihindeki en önemli barış girişimlerinden biri olarak kabul edilir. Süreç, devlet ile PKK arasında silahların susması ve demokratik çözüm yollarının aranması amacıyla başlatılmıştı. Ancak sürecin sona ermesiyle birlikte PKK’nın söyleminde sertleşme gözlendi. Bu sert söylemler, örgütün stratejik yönelimlerini yansıtırken, Türkiye’nin önderliğinde şekillenen yeni siyasi atmosferi ve toplumsal beklentileri de ortaya koymaktadır.  

“Çözüm Sürecinin Çöküşü”

Siyasi beklentiler: Kürt vatandaşların kültürel haklarının genişletilmesi, anadilde eğitim, yerel yönetimlerde daha fazla söz hakkı gibi talepler gündeme geldi.  

Çatışmanın yeniden başlaması: 2015 yazında Suruç saldırısı ve ardından hendek/barikat olayları süreci fiilen bitirdi. PKK’nın şehir merkezlerinde silahlı kalkışmaya yönelmesi, toplumsal desteği zayıflattı.  

BuDevletin yaklaşımı: Sürecin bitişiyle birlikte güvenlik eksenli politikalar yeniden ön plana çıktı.  

PKK’nın Sert Söylemlerinin Nedenleri

Meşruiyet Arayışı: Çözüm sürecinin bitmesiyle örgüt, Kürt halkı nezdinde kaybettiği meşruiyeti yeniden kazanmak için “devlet barış istemiyor” söylemini öne çıkardı.  

Taban Konsolidasyonu: Sert açıklamalar, örgüt tabanını diri tutmak ve moral üstünlük sağlamak için kullanıldı.  

Uluslararası Destek Arayışı: Rojava’daki gelişmeler, örgüt tarafından Türkiye’ye karşı bir koz olarak sunuldu.  

Çatışmayı Sürekli Kılma: Barışın mümkün olmadığını iddia ederek örgüt, çatışmayı kalıcılaştırmayı ve böylece varlığını sürdürmeyi hedefledi.  

“Toplumsal Etkiler”

 Umut ve hayal kırıklığı: Çözüm süreci, özellikle Kürt vatandaşlar arasında büyük bir umut yaratmıştı. Silahların susması, bölgede ekonomik ve sosyal hayatın canlanması, gençlerin geleceğe daha güvenle bakması gibi olumlu etkiler görülmüştü.  

Güven ortamı: Süreç boyunca bölgede şiddetin azalması, halkın günlük yaşamına doğrudan yansıdı.  

Hayal kırıklığı: Sürecin bitişiyle birlikte yeniden başlayan çatışmalar, halkta büyük bir hayal kırıklığına yol açtı. Özellikle hendek olayları, Kürt vatandaşların önemli bir kısmında PKK’ya yönelik tepki doğurdu.  

Toplumsal kutuplaşma: Sürecin çöküşü, Türkiye genelinde toplumsal kutuplaşmayı artırdı.  

 SenTürkiye Genelinde Siyasi Atmosfer

Çözüm süreci yalnızca Kürt vatandaşları değil, Türkiye’nin tüm toplumsal kesimlerini etkiledi.  

Muhafazakâr kesimler: Süreci ihtiyatlı bir şekilde destekledi; barışın İslami kardeşlik üzerinden sağlanabileceğine inananlar oldu.  

Milliyetçi kesimler: Sürece en sert muhalefeti gösterdi. Özellikle MHP lideri Devlet Bahçeli, sürecin Türkiye’nin bölünmesine yol açabileceğini savundu. Ancak süreç sona erdiğinde Bahçeli’nin çizgisi, devletin güvenlik eksenli politikalarıyla örtüştü.  

Liberal ve sol kesimler: Süreci demokratikleşme fırsatı olarak gördü. Ancak PKK’nın hendek siyaseti, bu kesimlerde de büyük hayal kırıklığı yarattı.  

Genel toplum: Çatışmasız ortamın getirdiği huzurdan memnun oldu; fakat sürecin bitişiyle birlikte yeniden başlayan terör olayları, barışa olan güveni zedeledi.  

Türkiye’nin Önderliğinde Yeni Dönem

Çözüm sürecinin sona ermesiyle birlikte Türkiye, hem içeride hem dışarıda kendi iradesi doğrultusunda yeni bir yol haritası çizdi.  

Devlet Bahçeli’nin rolü: Sürecin bitişinden sonra Bahçeli’nin söylemleri, Türkiye’nin güvenlik eksenli politikalarının siyasi zeminde güçlenmesine katkı sağladı.  

Emperyal güçlerin planlarının çöküşü: Türkiye’nin kararlı tutumu, bölgedeki harita çizme girişimlerini boşa çıkardı. Artık Ortadoğu’da emperyal güçlerin masa başında yeni sınırlar belirleme takati kalmamıştır.  

Türkiye’nin liderliği: Türk, Kürt ve Arap halklarının ortak geleceği, Türkiye’nin önderliğinde şekillenmektedir. Bu yeni dönemde barış ve kardeşlik, dış müdahalelerle değil, Türkiye’nin kendi iradesiyle sağlanacaktır.  

Çözüm süreci, Türkiye’de büyük umutlar yaratmış ancak PKK’nın stratejik tercihlerinin ve hendek siyasetiyle sürecin baltalanması sonucunda hayal kırıklığına dönüşmüştür. Sürecin bitişiyle birlikte Türkiye, kendi önderliğinde yeni bir döneme girmiştir. Devlet Bahçeli’nin siyasi çizgisiyle uyumlu olarak, içeride ve dışarıda çözüm artık Türkiye’nin isteği doğrultusunda ilerlemektedir. Bu bölgede emperyal güçlerin harita çizme planları sona ermiş, Türk, Kürt ve Arap halklarının ortak geleceği Türkiye’nin bayrağı altında şekillenmiştir. Bu bölgede emperyal güçlerin planlarının çöküşü: Türkiye'nin kararlı tutumu bölgedeki harita çizme girişimlerini boşa çıkardı. Masa başında yeni sınırlar belirleme devri kapanmıştır. Türk-Kürt- Arap halklarının ortak geleceği Türkiye'nin önderliğinde şekillenmektedir. Bu yeni dönem de barış ve kardeşlik dış müdahalelerle değil? Türkiye'nin kendi iradesiyle sağlanacaktır.

Yazar: İsmet Ünal  

Anahtar Kelimeler: Çözüm süreci sonrası PKK neden sertleşti, İsmet Ünal çözüm süreci değerlendirmesi nedir, Devlet Bahçeli çözüm süreci sonrası ne dedi, Türkiye PKK sonrası yeni dönem politikası nedir, Türk Kürt Arap ortak geleceği nasıl şekilleniyor, Adom Ajans İsmet Ünal analizi nedir


Kamu Kurumlarında Üst Düzey Atamalar Yapıldı
Sıkı para politikası sürdürülecek mi?
İstiklal Marşı ve Mehmet Akif Ersoy unutulmadı
Bakan Kurum: COP31’i uygulama odaklı platforma dönüştüreceğiz
Gambiya ile mutabakat zaptı imzalandı
Bıçkıdere Göleti’ne zarar veren yandı
Kırmızı bültenle aranan 16 şahıs Gürcistan’da
Süt ve süt ürünlerinde ne üretiyorlar?
Ordu OKSM'DE Ramazan'ın manevi ışıltısı
Bakan Tekin 12 Mart programına katıldı
Çelik Kartallara HGK-84 kitleri...
Malatya’da gençlik ve spor yatırımlarına büyük adım
Artar; Değerlerine Bağlı Güçlü Nesiller Yetiştiriyoruz
İzsiz’den Birlik Sofrasında Güçlü Mesaj...
Torosların Hikâyesi Yeni Kitapta Hayat Buldu

YAZARLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.