İran’da İki Zalim Arasında Kalan Halk
Bir halkın sokağa çıkması için mutlaka dışarıdan bir el mi gerekir?
Yoksa insanı ekmeğe, suya, nefese muhtaç hâle getiren bir düzen tek başına yeterli midir?
Bugün İran’da olan tam olarak budur.
Ne eksik, ne fazla.
Ben şuna inanıyorum. İran halkı sokakta çünkü hayat, onlar için uzun süredir yaşanabilir olmaktan çıktı. Ekonomi çökmüş durumda, gençler umutsuz, itiraz suç, sessizlik ise neredeyse zorunlu. Böyle bir tabloda sokağa çıkmak bir tercih değildir. Bu, çaresizliğin son noktasıdır.
Ama her itirazın ardından hep aynı cümle dolaşıma sokuluyor.
Dış güçlerin oyunu.
Evet, dış güçler vardır.
Evet, İsrail İran’ın zayıflamasını ister.
Evet, ABD bu coğrafyada masum bir seyirci değildir.
Ama bana göre asıl soru şudur.
Bu oyunun zeminini kim hazırladı?
Bir ülkeyi yıllarca baskıyla yöneten, halkını yoksulluğa mahkûm eden, eleştiriyi düşmanlık sayan bir düzen; dış müdahalelere en uygun ortamı kendi eliyle oluşturmaz mı? Baskı arttıkça çatlaklar büyümez mi? Susturulan her ses, yarın daha büyük bir patlamaya dönüşmez mi?
Bugün İran’da yüzlerce insan hayatını kaybediyor.
Binalar yıkılıyor.
Şehirler harabeye dönüyor.
Ve tam da bu noktada ABD ve İsrail sahneye çıkıp yardıma hazırız mesajları veriyor.
Bu sahne bana ürkütücü bir gerçeği hatırlatıyor. İnsanın kendi celladını kurtarıcı sanması.
İran halkı şu anda iki zalimin arasında sıkışmış durumda.
Bir tarafta, dini meşruiyetle kendini dokunulmaz ilan eden, baskıyla ayakta duran molla rejimi.
Diğer tarafta ise bu rejimin çözülmesini kendi jeopolitik çıkarları için fırsat gören, yıkımı hesap malzemesi yapan dış aktörler.
Halk ne bir istihbarat aparatıdır ne de küresel hesapların piyonu.
Halk sadece yaşamak istiyor.
Ama acı olan şu ki, her iki taraf da halkı değil, kendi gücünü ve kendi çıkarını düşünüyor.
Gerçek şudur.
Dış güçler devrim yapmaz.
Dış güçler, zaten çatlamış duvarlara yaslanır.
Eğer bir ülkede insanlar korkuyu göze alıp sokağa çıkıyorsa, oradaki sorun dışarıdan atılan bir kıvılcım değildir. Orada yıllarca biriktirilmiş adaletsizlik vardır.
İran’daki yangını başlatan kibrit dışarıdan gelmiş olabilir.
Ama o yangını besleyen benzin, bizzat İran yönetiminin kendi politikalarıdır.
Bugün İran’da yaşananlar sadece bir ülkenin hikâyesi değildir. Bu, baskıyla yönetilen bütün toplumlar için ibretlik bir fotoğraftır. Çünkü halkını ezen her iktidar, eninde sonunda ülkesini savunmasız bırakır.
Ve tarih hep aynı soruyu sorar.
Bir halkı aç bırakanlar mı daha büyük suçludur, yoksa o açlığın üstüne plan yapanlar mı?
İran halkı bugün iki zalimin arasında kalmıştır.
Ve ne yazık ki en ağır bedeli yine halk ödemektedir.
Yazar: Sebahattin Aydın
İran’da halk neden ayakta, İran protestoları neden başladı, İran rejimi halkı neden baskılıyor, ABD İsrail İran’da ne istiyor, İran halkı ne yaşıyor, İran’daki olayların sebebi ne, Sebahattin Aydın İran yorumu,
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.