28.01.2026 18:36:00

Milli Ve Manevi Değerlere Bağlılık

Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur:
“Ey insanlar. Şüphe yok ki biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır.” (Hucurât, 13)

Bu ayet-i kerime bize çok açık bir hakikati hatırlatır. Farklı kavim ve milletlere mensup insanlar arasında olması gereken ilişki türü “teârüf” kavramıyla ifade edilir. Teârüf, bilmek ve tanımak kökünden gelir. Karşılıklı tanışmayı, konuşmayı, anlaşmayı, iş birliği yapmayı, birlikte oturup kalkmayı, aynı sofrayı paylaşmayı, birbirini ziyaret etmeyi anlatır. Yani Rabbimiz bizleri kavga edelim, savaşalım diye değil; konuşalım, tanışalım, insanlığın hayrı için birlikte hareket edelim diye farklı milletler hâlinde yaratmıştır. Bu anlayış hâkim olduğunda kazanan sadece bir millet değil, bütün insanlık olur.

Bu çerçevede örf kavramı da aynı kökten gelir. Örf, bir milletin alışkanlıklarıyla şekillenmiş hayat tarzıdır. Teârüf ise farklı milletlerin kendi örflerini bir araya getirerek ortak bir medeniyet inşa etmesidir. Böyle bir medeniyet artık tek bir kavmin değil, onu oluşturan herkesin ortak değeri olur. İslam Medeniyeti tam da budur. Arap’ıyla, Türk’üyle, Kürt’üyle, Acem’iyle, Afgan’ıyla, Azeri’siyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Boşnak’ıyla ve Arnavut’uyla bütün Müslümanların ortak eseridir.

Milletler de insanlar gibi iki yönlüdür. Bir yönü maddidir; genetik yapı, dış görünüş, şekil ve şemaillerdir. Ancak bir milleti millet yapan asıl unsur bu değildir. Milleti ayakta tutan, ona ruh veren şey manevi değerleridir. Milli değerler, bir toplumun davranışlarını, duygularını ve düşüncelerini şekillendiren ölçülerdir. Bu değerler insanları bir arada tutar, huzur ve güven içinde yaşatır. Bu manevi zemin kaybolduğunda ise ortaya ırkçılık çıkar. Irkçılık bir insanlık suçudur ve tarihi boyunca milletleri felakete sürüklemiştir. Bunun panzehiri milli değerlere sahip çıkmaktır.

Türk milletinin milli değerlerine baktığımızda karşımıza çok net bir tablo çıkar. Türk milleti adildir. Tarih boyunca gerek kendi içinde gerek hâkimiyeti altındaki milletlere karşı adaletten şaşmamıştır. Türkler dürüsttür, saygılıdır, hoşgörülüdür. Kimseyi aldatmaz, kusur ve hataları affetmesini bilir. Vatan, millet ve bayrak sevgisi Türk’ün mayasında vardır. Özgürlük ve bağımsızlık bizim karakterimizdir. Can veririz ama esarete asla boyun eğmeyiz.

Türk milleti sabırlıdır, sevgi ve sorumluluk sahibidir. Karşılaştığı her zorluğu bu hasletlerle aşmıştır. Kanaatkârdır, tutumludur, toprağına bağlıdır. Kendi emeğiyle üretmiş, kimseye el açmadan yaşamayı şiar edinmiştir. Cömertlik ve diğerkâmlık Türk’ün alametifarikasıdır. Anadolu’da misafir odaları, köy odaları bunun en canlı örneğidir. Misafirsiz sofranın bereketsiz olacağına inanılır.

Türk milleti kahramandır, merttir. Tarihimiz bunun örnekleriyle doludur. Büyüklerine saygılı, zayıfa karşı merhametli, zalime karşı cesurdur. Namus ve şeref söz konusu olduğunda canını seve seve verir. Ağırbaşlıdır, alçakgönüllüdür; kibirden ve gösterişten hoşlanmaz. Dostuna sadık, düşmanına karşı ise amansızdır.

Kültür emperyalizmi ve dünyevileşme bu değerlerin bir kısmını zedelemiş olsa da Türk milletinin özünde bu hasletler hâlâ yaşamaktadır. Her Müslüman Türk, milli kimliğini bilmek ve bu değerlere sahip çıkmak zorundadır. Aynı şekilde kendi kimliğini bilen bir Müslüman, başkasının milli kimliğine de saygı duyar. Çünkü ayet, tek bir millete değil, bütün milletlere işaret eder. Bu yönüyle milliyetçilik müspet bir olgudur.

Türk milleti, bu değerleri İslam’la yoğurmuş ve kalıcı hâle getirmiştir. Öyle ki bir dönem Türk ismi Müslüman ile eş anlamlı kullanılmıştır. Bu değerler kaybolduğunda milli kimlik de kaybolur. Aynı etnik kökenden gelen fakat farklı medeniyetlere ait milletlerin karşı karşıya gelmesi de buradan kaynaklanır. Belirleyici olan etnik köken değil, milli değerlerdir.

Sadece anne babanın Türk, Kürt ya da Arap olması yetmez. Milli kimlik doğuştan gelen bir etiket değil, yaşatılan bir değerdir. Değerler kayboldukça kimlik de silinir. Bugün dünyada asimile olmuş binlerce insan bunun acı örneğidir. Kendi kültürünü inkâr eden, medeniyetini reddeden bu tipler ne kendi milletine ne de insanlığa fayda sağlar.

Ne yazık ki bu tipler dış güçlerin en çok sevdiği figürlerdir. Onlar üzerinden milletler birbirine düşürülür. Türk’e hain Arap ve Kürt, Arap’a hain Türk ve Kürt, Kürt’e hain Türk ve Arap gösterilir. Bu oyun yıllardır oynanıyor ve çoğu zaman başarılı da oluyor. İnşallah artık uyanır, başkalarının hainleriyle değil, kendi içimizdeki ihanetle yüzleşiriz.

Yazar: Fahri Sağlık
Emekli Müftü

Anahtar kelimeler: Milli ve manevi değerler nedir, Türk milletinin milli değerleri nelerdir, İslam medeniyeti neyi temsil eder, milliyetçilik İslam’a uygun mu, kültürel asimilasyon nedir, milli kimlik nasıl korunur, Fahri Sağlık kimdir


Fahri SAĞLIK

Tuna, Devlet Kurumları Kişilere Bağlı Değildir!
Tuna, Devlet Kurumları Kişilere Bağlı Değildir!
Sakarya’da Çocuk Edebiyatı Şöleni Başlıyor…
Okullar İçin Güvenlik Seferberliği…
Ateşkes Sonrası Derin Sessizlik!
Öğrenciler Avrupa’nın Dev Tenis Akademisinde…
İcra Satış İlanlarında Yeni Dönem Başlıyor!
Tapu Müdürü Hakkında Savcılık Kararı Verildi…
Başoğlu, Yeniden Göreve Başladı
Erken, Uyardı, İstanbul Kırsalı Alarm Veriyor!
Beylikdüzünde Çocuklar Bilim Ve Sanatla Geleceğe Kanat Açıyor!
Çocuklar İçin Eğlence Dolu Bir Dünya kuruldu!
Günay; Güven Tazeledi. Duygu, Birlik Ve Umut Bir Aradaydı
Çocuklar Tatili Sporla Şenlendirdi...
Sporun Yıldızları Damga Vurdu
Kamp Akademisinde En iyiler seçildi…
Erken’den İmar Savaşı İle İlgili Zehir Zemberek Açıklamalar
Ulaştırmada Yeni Dönem Hidrojenleri
Rengin Hafızası Sanatseverlerle Buluştu...
Aksu; Hayırlı Günler Komşum, Derdin Derdimizdir…
Konaklama Olsa Şehir Kazanır!

YAZARLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.