Psikanalitik literatürde "yansıtmalı özdeşim" ve "dışsallaştırma" olarak tanımladığımız süreçler, günümüzde bir yaşam biçimine dönüşmüştür. Birey, kendi içindeki yetersizlik, suçluluk veya karanlık yönleri (Gölge-Shadow) kabullenmek yerine; bunları eşine, patronuna, kadere, evrene veya soyut "dış güçlere" projekte etmektedir.
Klinik çalışmalarımda sıkça vurguladığım "Psikolojik Kintsugi" kavramı, insanın ruhsal kırıklarını altınla birleştirerek daha değerli ve bilge bir forma kavuşmasını simgeler. Ancak bu birleşme için önce kırığın varlığını kabul etmek gerekir.
Sorunları yok saymak, "ghosting" (yok sayma) veya "gaslighting" (algı yönetimi) gibi yöntemlerle çatışmadan kaçmak, kısa vadeli bir konfor sağlasa da uzun vadede kronik depresyonun ve varoluşsal boşluğun kapılarını aralar. Günü kurtaran övünmeler, kağıttan kulelerin temelindeki kumları temizlemez; sadece yıkımı geciktirir. Sahici bir iyileşme, ancak kişinin kendi yetersizliği, zayıflığı ve "azlığı" ile göz göze gelmesiyle başlar.
Toplumda iki temel "benlik algısı" hatası gözlemliyorum:
Her iki kesim için de çözüm aynıdır: Gerçekçi Bir Yüzleşme. Birinci grup "Ben de az değilim (benim de hatalarım var)" diyerek tevazuya; ikinci grup ise "Ben de az değilim (benim de gücüm var)" diyerek özgüvene adım atmalıdır.
Sürdürülebilirlik sadece çevre biliminin konusu değildir; ruh sağlığının da temelidir. Bugünün ihtiyaçlarını karşılarken geleceğin ruhsal kapasitesini tüketmemek gerekir. Kısa yollar, geçici hazlar ve sahte onaylanmalar bizi emin bir geleceğe taşımaz.
Ruhsal ve mental istikrarın temeli, gerçekçi değerler üzerine kurulmalıdır. Kendi gerçekliğini tespit edemeyen bir özne, hayatının mimarı değil, olayların sürüklediği bir nesne haline gelir. Sekizinci kitabımı yazarken temel amacım; okuyucunun kendi bilişsel süreçlerini, hatalı beklentilerini ve işlevsel olmayan eylem-söylem biçimlerini fark etmesini sağlamaktır.
Bu yazı ve üzerinde çalıştığım bilimsel çalışmalarım, bir nebze de olsa kendinizle konuşmanız, kendinizle dertleşmeniz içindir. Hayat, başkalarını suçlamak için çok kısa, kendimizi inşa etmek için ise her anı değerli bir süreçtir.
Unutmayın; omuzlarınızdaki yükler ağır olabilir, ancak o yükleri görmek onları hafifletmenin ilk şartıdır. Kitabı okurken veya bu yazıyı düşünürken acele etmeyin. Altını çize çize, sindire sindire ilerleyin. Çünkü gerçek dönüşüm, "Ben de az değilim" diyebilecek kadar cesur olanların ödülüdür.
Yolunuz açık, farkındalığınız keskin olsun.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.