10.03.2026 19:37:00

Prof. Dr. Ekrem ÇULFA

Narsistik İllüzyondan Sahici Varoluşa: "Ben de Az Değilim" Üzerine Bir Ontolojik Analiz

​Giriş: Modernite İçinde Kaybolan Öznenin Yankısı

  1. ​yüzyılın hiper-bireysel kültürü, özneyi kendi varlığının mutlak yargıcı konumuna yükseltirken, eşzamanlı olarak onu derin bir yabancılaşmanın eşiğine sürüklemiştir. Günümüzde sosyal medya mecralarında, klinik odalarında ve gündelik yaşamın her katmanında karşımıza çıkan o koro tek bir ağızdan aynı nakaratı seslendiriyor: “Herkes mükemmel, herkes haklı, herkes mağdur ve herkes vazgeçilmez.” Bu cümle, modern insanın sorumluluktan kaçış manifestosudur. Bir psikoterapist ve aile danışmanı olarak gözlemlediğim bu kolektif körlük, sadece bireysel bir tercih değil; aynı zamanda çağın ruhunun (Zeitgeist) dayattığı bir savunma düzeneğidir. Ancak hakikat, bu gürültülü koronun arkasında sessizce beklemektedir: “Ben de az değilim.”

​1. Yansıtma Mekanizması ve Sorumluluk Ekonomisi

​Psikanalitik literatürde "yansıtmalı özdeşim" ve "dışsallaştırma" olarak tanımladığımız süreçler, günümüzde bir yaşam biçimine dönüşmüştür. Birey, kendi içindeki yetersizlik, suçluluk veya karanlık yönleri (Gölge-Shadow) kabullenmek yerine; bunları eşine, patronuna, kadere, evrene veya soyut "dış güçlere" projekte etmektedir.

  • Mağduriyetin Metalaşması: Modern dünyada mağdur olmak, etik bir üstünlük alanı sağlar. "Ben mağdurum, öyleyse haklıyım" denklemi, bireyi öz-eleştiri yapma zahmetinden kurtarır.
  • İlişkisel Atalet: Çift terapilerinde sıklıkla karşılaştığımız "Eşim narsist" teşhisi, çoğu zaman kişinin kendi ilişkisel hatalarını örtmek için kullandığı bir kalkana dönüşmektedir. Evet, partneriniz narsist olabilir; ancak o narsist dinamiği besleyen, ona alan açan veya o döngüde kalmayı tercih eden "sizin" payınız nedir? İşte "Ben de az değilim" cümlesi burada devreye girer; kurban rolünden fail rolüne geçişin ilk adımıdır.

​2. Psikolojik Kintsugi: Kırıkların Estetiği ve Yüzleşme

​Klinik çalışmalarımda sıkça vurguladığım "Psikolojik Kintsugi" kavramı, insanın ruhsal kırıklarını altınla birleştirerek daha değerli ve bilge bir forma kavuşmasını simgeler. Ancak bu birleşme için önce kırığın varlığını kabul etmek gerekir.

​Sorunları yok saymak, "ghosting" (yok sayma) veya "gaslighting" (algı yönetimi) gibi yöntemlerle çatışmadan kaçmak, kısa vadeli bir konfor sağlasa da uzun vadede kronik depresyonun ve varoluşsal boşluğun kapılarını aralar. Günü kurtaran övünmeler, kağıttan kulelerin temelindeki kumları temizlemez; sadece yıkımı geciktirir. Sahici bir iyileşme, ancak kişinin kendi yetersizliği, zayıflığı ve "azlığı" ile göz göze gelmesiyle başlar.

​3. Benlik Körlüğü ve İki Farklı Kutup

​Toplumda iki temel "benlik algısı" hatası gözlemliyorum:

  1. Narsistik Enflasyon (Şişirilmiş Benlik): Eksikliğini, dışarıya karşı abartılı bir mükemmeliyetçilik ve haklılık iddiasıyla kapatmaya çalışanlar. Bu grup, hatayı hiçbir zaman kendinde aramaz.
  2. Benlik Deflasyonu (Sönmüş Benlik): Devasa bir potansiyele sahip olmasına rağmen, hata yapma korkusuyla konfor alanına hapsolmuş, kendini "yetersiz" ve "az" hissedenler.

​Her iki kesim için de çözüm aynıdır: Gerçekçi Bir Yüzleşme. Birinci grup "Ben de az değilim (benim de hatalarım var)" diyerek tevazuya; ikinci grup ise "Ben de az değilim (benim de gücüm var)" diyerek özgüvene adım atmalıdır.

​4. Sürdürülebilir Ruhsal İstikrar: Geleceği İnşa Etmek

​Sürdürülebilirlik sadece çevre biliminin konusu değildir; ruh sağlığının da temelidir. Bugünün ihtiyaçlarını karşılarken geleceğin ruhsal kapasitesini tüketmemek gerekir. Kısa yollar, geçici hazlar ve sahte onaylanmalar bizi emin bir geleceğe taşımaz.

​Ruhsal ve mental istikrarın temeli, gerçekçi değerler üzerine kurulmalıdır. Kendi gerçekliğini tespit edemeyen bir özne, hayatının mimarı değil, olayların sürüklediği bir nesne haline gelir. Sekizinci kitabımı yazarken temel amacım; okuyucunun kendi bilişsel süreçlerini, hatalı beklentilerini ve işlevsel olmayan eylem-söylem biçimlerini fark etmesini sağlamaktır.

​Sonuç: Bir Farkındalık Çağrısı

​Bu yazı ve üzerinde çalıştığım bilimsel çalışmalarım, bir nebze de olsa kendinizle konuşmanız, kendinizle dertleşmeniz içindir. Hayat, başkalarını suçlamak için çok kısa, kendimizi inşa etmek için ise her anı değerli bir süreçtir.

​Unutmayın; omuzlarınızdaki yükler ağır olabilir, ancak o yükleri görmek onları hafifletmenin ilk şartıdır. Kitabı okurken veya bu yazıyı düşünürken acele etmeyin. Altını çize çize, sindire sindire ilerleyin. Çünkü gerçek dönüşüm, "Ben de az değilim" diyebilecek kadar cesur olanların ödülüdür.

​Yolunuz açık, farkındalığınız keskin olsun.


Kapıda Karanfil ile Başlayan Eğitim Hikâyesi
Başarı Geleneğini Yaşatan Okula Anlamlı Ziyaret
Şiirde Felsefi Derinlik Arayanlara Yeni Bir Eser
Okullarda Ramazan Coşkusu Yarışmayla Taçlandı
Yoğun Katılımlı Büyük Vefa Buluşması…
Başkan Çalık 355 Gün Sonra Hâkim Karşısında
XML Servistenn haber çekiliyor...
Kadın Esnafa, Ahilik Eli Değdi…
Gönül Sofraları, Vefa İle Buluştu…
Akaryakıt Fiyatlarında Eşel Mobil Sistemi Devreye Alındı
Kahriman’dan Büyük Buluşma…
Vefa Sofrasında Buluştular
Maarif Sofrasında Ramazan Bereketi
Şahin'den Kadın Eğitimcilere Anlamlı Ziyaret
Işık; Yetimlerle Aynı Sofrada Buluştu

YAZARLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.