23.03.2026 09:11:00

İsmet ÜNAL

Ortadoğu’da Yeni Güvenlik Mimarisinde Türkiye’nin Yükselen Rolü

İran savaşı, modern zamanların en büyük jeopolitik kırılma noktalarından biri olarak tarihe geçmektedir. Amerika Birleşik Devletleri’nin on yıllardır sürdürdüğü küresel jandarma rolü, bu savaşın zorlu şartlarında ciddi şekilde aşınmıştır. Körfez ülkeleri, 15 bin kilometre öteden gelen bir gücün güvenliklerini sürdürülebilir biçimde sağlayamayacağını acı bir şekilde deneyimlemiştir. Bu durum, ABD’nin bölgedeki güvenlik şemsiyesinin kırılganlığını ortaya koymuş ve müttefiklerde derin bir güven bunalımı yaratmıştır.

Savaşın bir diğer temel dersi, nükleer silahların ulusal egemenliğin nihai garantisi haline gelmesidir. Bu bağlamda Çin’in nükleer caydırıcılığa sahip olması, Tayvan ve Güney Çin Denizi ekseninde daha şahin bir siyaset izlemesine zemin hazırlamaktadır. Küresel güvenlik mimarisi, nükleer güçler ile nükleer olmayan aktörler arasındaki uçurumu daha da derinleştirmektedir.

Körfez monarşileri, ABD’nin güvenlik şemsiyesinin kırılganlığını iliklerine kadar hissetmiş ve stratejik bir otonomi arayışına yönelmiştir. Bu süreçte NATO benzeri kolektif bir savunma yapılanması gündeme gelebilir. Ancak bu noktada, bölgesel bir süper güç olarak Türkiye’nin devasa savunma sanayi atılımı ve kazan-kazan odaklı askeri işbirliği modeli, Körfez ülkeleri için en yakın ve en güvenilir alternatif olarak öne çıkmaktadır. RTE’nin politikaları sayesinde savaşın bitiminde Körfez ülkeleri yatırımlarını Türkiye’ye yönlendirmek zorunda kalacaktır.

Hürmüz Boğazı’nın kapanması, fosil yakıtlara bağımlılığın küresel ölçekte ne kadar büyük bir kırılganlık yarattığını göstermiştir. Bu travma, enerji arz güvenliğini çeşitlendirme ve yenilenebilir kaynaklara yönelme sürecini hızlandıracaktır. Ayrıca ticaretin dar geçitlere mahkûm edilmesi gerçeği, Orta Koridor ve demiryolu temelli yeni İpek Yolu projelerinin hızla hayata geçirilmesine yol açacaktır. Türkiye, bu lojistik dönüşümde merkezî bir rol üstlenme potansiyeline sahiptir.

Savaşın en acı meyvelerinden biri, İran ile Körfez komşuları arasındaki ilişkilerin geri dönüşsüz biçimde tahrip olmasıdır. Mezhepsel gerilimlerin üzerine eklenen bu yıkım, Tahran-Riyad hattında jeopolitik bir uçurum yaratmıştır. Bu durum, Türkiye’nin bölgesel arabulucu ve güvenlik sağlayıcı rolünü daha da kritik hale getirmektedir.

İran savaşı, yalnızca bölgesel dengeleri değil, küresel düzenin temel taşlarını da yerinden oynatmıştır. Körfez ülkeleri için güvenliğin en yakın garantörü artık Türkiye’dir. Bu yeni jeopolitik mimaride Ankara, hem askeri hem de ekonomik kapasitesiyle Ortadoğu’nun yeni ağırlık merkezi haline gelmektedir.

Anahtar Kelimeler: İsmet Ünal kimdir , Türkiye Körfez ülkeleri savunma işbirliği analizi, İran savaşı küresel dengelere etkisi, Türkiye savunma sanayi bölgesel güç etkisi, Orta Koridor yeni İpek Yolu Türkiye önemi, nükleer caydırıcılık küresel güvenlik dengesi, Hürmüz Boğazı enerji krizi etkileri, Türkiye arabulucu rolü Ortadoğu politikası


Yılların Elektrik Sorunu Nasıl Çözüldü
Kuraklık Alarmı Tarımı Tehdit Ediyor
Gençlere Büyük Destek Aileye Güçlü Adım
Yerli Patent Başvuruların Ne Durumda?
Kardeşlik Acısı Yürekleri Yaktı…
Bir Sınıf Bir Milletin Hafızası Oldu
kadın hentbolcular Avrupa’da yarı final için avantajı kaptı
Öğrenciler İkinci Döneme Yeniden Başladı
Kapı Kilitlerinde Yeni İnceleme Süreci Başladı
Sınav Tarihi Ve Başvuru Süreci Netleşti
Potanın Perileri Dünya Sahnesine Hazır
Dr. Kürşat Arzuoğlu’dan Ramazan Bayramı Mesajı
Recep Erol’dan Ramazan Bayramı Mesajı
Ömer Turangül’den Ramazan Bayramı Mesajı
Seyithan İzsiz İddialara Tek Tek Cevap Verdi

YAZARLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.