Ramazan geldi… Saatler sayılıyor, sofralar kuruluyor, niyetler ediliyor. Ama bir yıl daha geçti; biz hâlâ kendi nefsimizi hesaba çekmek yerine başkasının ne yaptığına bakıyoruz. Oruç, sadece aç kalmak değildir. Oruç; kalbi, dili, vicdanı terbiye etmektir. Peki, biz toplumsal meselelerde ne kadar vicdan sahibiyiz? Açken sabır, tokken adalet… Bunlar eksik kaldığında nefsimizi gerçekten terbiye etmiş sayılabilir miyiz?
Bugün sokakta, şehirde, hatta ekranda herkes birbirini yargılıyor. Kim haklı, kim haksız tartışmalarıyla geçiyor hayatımız. Oysa gerçek oruç; başkasını denetlemek değil, kendi kalbimizi sorgulamaktır. Devletin adaleti, siyasetin şeffaflığı, eşitlik; vicdanımızla ölçülür. Açlıkla değil; adaletle, merhametle, hakikatle.
Ramazan bize şunu hatırlatıyor: Din, sadece ibadetle sınırlı değildir; saygı ve sevgiyi toplumun her zerresinde yaşatmaktır. Sokakta, iş yerinde, yönetimde… İnsan haklarını çiğneyen, sesi kısılan, emeği görmezden gelinen bir toplumda oruç, gerçek anlamını yitirir.
O yüzden bu Ramazan’da aç kalmak yetmez. Kalplerimizi açalım. Vicdanlarımızı açalım. Kendi nefsimize hesap verelim, adaletsizliklere sessiz kalmayalım. Sadece tok sofralarda değil; tok yüreklerde de merhameti büyütelim. Çünkü oruç, başkasını yargılamak değil; kendi kalbine dönmek, kendi toplumuna bakabilmektir.
Yazar: Sebahattin Aydın
Anahtar Kelimeler: Oruç nefsi terbiye eder mi, Sebahattin Aydın köşe yazıları, vicdanı açmak ne demektir, ramazan ve toplumsal adalet ilişkisi nedir, gerçek oruç nasıl tutulur, ibadet ve insan hakları nasıl bağdaşır, toplumda merhamet nasıl büyütülür,
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.