Suriye İç Savaşın Ardından Devlet İnşasının Üç Sütunu!
Suriye, yarım asırlık Baas rejiminin ardından iki bin on bir yılında başlayan ve on üç yıl süren yıkıcı iç savaşla tarihinin en ağır sınavını verdi. Bu süreçte ülke, terör örgütlerinin yuvası haline gelirken, dış güçlerin müdahaleleriyle parçalanmış bir coğrafya görüntüsü sergiledi. Ancak iki bin yirmi dördün sonu ve iki bin yirmi beşin başı itibarıyla sahada yaşanan gelişmeler, Suriye’nin yeni bir evreye girdiğini açık biçimde gösteriyor. Terör yapılanmalarına karşı yürütülen operasyonlar ve Şam yönetiminin ülkenin stratejik bölgelerinde yeniden hâkimiyet sağlaması, Suriye için kalıcı barış ve devlet inşası yolunda kritik bir dönemeç anlamına geliyor.
Ben bu yeni dönemi üç temel sütun üzerinden okuyorum. Bunlar güvenlik ve asayiş, anayasal kapsayıcılık, ekonomik toparlanma ve refahtır.
Bugüne kadar Şam yönetimi, güvenlik sahasında tek aktör olma iddiasını sürdürdü. Ancak artık askeri üstünlüğün ötesine geçilmesi gerekiyor. Askeri gücün, hukuk temelli bir devlet düzenine dönüşmesi, önümüzdeki sürecin en hayati meselesidir. Güvenlik yalnızca cephede kazanılmaz. Güvenlik, sokakta hissedilmediği sürece devlet otoritesi kalıcı olmaz. İnsanlar evinden çıktığında korkmadan yürüyemiyorsa, çocuğunu okula gönderirken endişe duyuyorsa, o ülkede gerçek anlamda güvenlikten söz edilemez. Terör örgütlerinden arındırılan bölgelerde halkın yaşadığı sevinç, aslında çok net bir gerçeği gösteriyor. Güvenlik sağlandığında, toplumsal barışın kapısı aralanıyor.
Suriye’nin geleceğini güvence altına alacak asıl unsur ise yeni bir anayasal düzendir. Ne ordu gücü ne de dış ittifaklar tek başına bir ülkeyi ayakta tutabilir. Suriye’nin en büyük güvencesi, toplumun her kesimini kapsayan bir anayasal sistem olacaktır. İnsanlar kendini bu düzenin içinde hissetmediği sürece, devlet ile toplum arasındaki mesafe kapanmaz. Bir vatandaşın içinden rahatlıkla “bu benim devletim” diyebilmesi için, etnik kökenine ya da mezhebine bakılmaksızın eşit yurttaşlık duygusunu yaşaması gerekir. Bu nedenle anayasal kapsayıcılık, sadece kâğıt üzerinde kalan bir metin olmamalı, günlük hayatta karşılık bulmalıdır. Siyasi reformların samimiyetle uygulanması, uzun vadede iç barışın en güçlü teminatıdır.
Ekonomik tablo ise savaşın en ağır mirasını taşıyor. Yıllar süren çatışmalar ve yaptırımlar, Suriye ekonomisini neredeyse tamamen çökertti. Ancak bugün aynı zamanda önemli bir fırsat da söz konusudur. Terörden temizlenen bölgelerde altyapının onarılması, tarım alanlarının yeniden üretime açılması ve enerji kaynaklarının halkın refahına yönlendirilmesi, ekonomik toparlanmanın temel adımlarıdır. Petrol, gaz, barajlar ve verimli tarım topraklarının yeniden merkezi otoritenin kontrolüne geçmesi, ekonomik ayağa kalkış için stratejik bir imkân sunmaktadır. Fakat burada belirleyici olan, refahın kimler arasında paylaşıldığıdır. Ekonomik büyüme, yalnızca belli bir zümrenin hayatına dokunuyorsa kalıcı olamaz. Refah, halkın geniş kesimlerinin yaşamında hissedildiği ölçüde anlam kazanır.
Bugün Suriye’nin karşı karşıya olduğu sınav artık askeri bir sınav değildir. Bu, açıkça bir devlet inşası sınavıdır. Güvenliği adaletle, anayasayı kapsayıcılıkla, ekonomiyi refahla taçlandırabilirse, Suriye kalıcı barışın mimarı olabilir. Bu üç alandaki başarı, ülkenin küllerinden yeniden doğmasını ve bölgesel bir aktör olarak sahneye çıkmasını sağlayacaktır. İç savaşın ardından başlayan bu yeni evre, yalnızca Suriye için değil, bölgesel dengeler açısından da son derece kritik bir dönüm noktasıdır.
Yazar İsmet Ünal
Anahtar Kelimeler: Suriye devlet inşası nedir, Suriye iç savaş sonrası ne oldu, Suriye’de kalıcı barış mümkün mü, Suriye anayasal reformlar ne anlama geliyor, Suriye ekonomik toparlanma nasıl olacak, İsmet Ünal Suriye yorumu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.