Tahammülün Kırmızı Çizgisi
Kıymetli okurlarım, hepimizin malumu olduğu üzere tahammülün de tahammülsüzlüğün de bir ölçüsü ve bir sınırı vardır. Her insanın sabır eşiği elbette farklıdır ancak öyle davranışlar vardır ki hepimiz neredeyse ortak bir kırmızı çizgide buluşuruz. Mesela sürekli konuşup aslında hiçbir şey söylemeyenlere, iyi niyeti zayıflık zannedenlere veya sırada beklerken bir iki adım öne kayayım diye uyanıklık yapanlara karşı hepimiz aynı duyguları besleriz.
Söz konusu konuşmak olduğunda mangalda kül bırakmayan ama iş icraata geldiğinde ortadan kaybolanlara tahammül etmek gerçekten zordur. İnsanı sadece kıyafetine, arabasına veya makamına göre tartanlara ne demeli? Yaptığı iyiliğin bedelini peşin peşin kesen ve sonra da dönüp bunu insanın yüzüne vuranlara sabretmek bazen imkansız hale gelir. Her konuda ahkâm kesip hiçbir sorumluluk almayanlar, apartmanda yalnız yaşadığını sanıp gece yarısı gürültü yapanlar ve trafikte direksiyon başına geçince başka birine dönüşen magandalar hayatın tadını kaçıran unsurlardır.
Ancak işin bir de geçmişten bugüne gelen hüzünlü bir boyutu var. Eskiden ilişkilerimiz çok daha sade ve çok daha az kırılgandı. Aile ziyaretleri şimdiki gibi randevulara bağlanmazdı. Çay koyduk geliyoruz denilirdi ve o kapıdan giren misafir baş tacı edilirdi. Küçük sitemler tebessümle dile getirilir, hatalar büyümeden görmezden gelinirdi. Kimse neden mesajıma iki saat sonra cevap verdin ya da geçen ay siz bize gelmediniz gibi detaylarda boğulmazdı. Hayat kendi tabii akışında akar, ilişkiler de o samimiyetle güçlenirdi.
Bugünse durum ne yazık ki bambaşka bir hal aldı. İlişkiler artık aşırı derecede hassas. Adeta yumurta kabuğunun üzerinde yürür gibiyiz. Yanlış anlaşılan bir cümle, geciken bir ziyaret veya zamanında gelmeyen bir özür yüzünden kalplerin birbirinden hemen uzaklaştığını görüyoruz. Sanki sevgiler geçici, bağlar ise pamuk ipliğine bağlı hale geldi. Oysa fark çok net: Geçmişte sevgi vardı ve bu yüzden hatalara tahammül ediliyordu. Bugünse tahammül kalmadı ve insanlar uzaklaşmak için sadece birer bahane arıyor.
Şunu unutmamak gerekir ki gerçek sevgi ve saygı; gösterişli sofralar, pahalı hediyeler veya büyük organizasyonlar istemez. Gerçek sevgi sadece cömert bir kalp ister. Özür dilerim demeyi bilen bir dil ve eski defterleri her tartışmada açmayan bir anlayış ister. Netice itibariyle şunu kabul etmek gerekiyor: Tahammül edemediğimiz bir ilişki, gerçek bir dostluk değildir. Çünkü dostluk dediğimiz şey kusursuzlukta değil, her türlü kusura rağmen yan yana kalabilme iradesidir.
Yazar: Necip Aydın
Sabır eşiği nasıl korunur, Tahammülün sınırı nedir, Gerçek dostluk nasıl anlaşılır, Necip Aydın köşe yazıları, Eski dostluklar neden daha güçlüydü, İnsan ilişkilerinde kırmızı çizgiler nelerdir, Modern çağda neden tahammülsüz olduk, Sevginin özü nedir,
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.