Unutulan Ölçü..!
Bir toplumun ne kadar sağlıklı olduğunu anlamak için büyük laflara, süslü cümlelere bakmaya gerek yok. Asıl ölçü, bizlerin neye şaşırmayı bıraktığıdır. Bir zamanlar hepimizi ayağa kaldıran, tepki uyandıran olaylar bugün kısa bir iç çekişle geçiştiriliyorsa, orada sadece bir yorgunluk değil, tehlikeli bir unutma vardır. İnsan, sürekli maruz kaldığı her şeye karşı zamanla duyarsızlaşır. Bu durum bireysel bir savunma refleksi gibi görünse de toplumsal sonuçları çok ağırdır. Çünkü duyarsızlık yayıldıkça yanlışlar daha az tartışılır, kararlar daha az sorgulanır hale gelir. Böylece sorunlar çözülmez, sadece görünmez olur.
Adalet dediğimiz değer, bir toplumda yalnızca uygulandığı anlarda değil, o adaletin geleceğine dair bir beklenti olduğu sürece varlığını korur. İnsanlar artık adil bir sonuç alacaklarına dair umutlarını kestiklerinde, hukukun kendisi kökünden zedelenmiş demektir. Hak arama isteği zayıfladığında, kurallar sadece kâğıt üzerinde birer yazı olarak kalır ve hayatın damarlarından çekilir.
Demokrasi de benzer bir aşınmaya kurban gider. Sadece sandığa indirgenen bir demokrasi anlayışı, gerçek bir katılım değil, bir alışkanlık üretir. Oysa demokrasi sadece tercih bildirmek değil; hesap sorma, izleme ve hatırlatma mekanizmasıdır. Bu çarklar işlemediğinde yönetim güçlenir ama halkın temsili zayıflar. Devlet ile vatandaş arasındaki o kadim denge, tamamen güven üzerine kuruludur. Bu güven bir kez bozulduğunda yerini derin bir mesafe alır. Mesafe arttıkça insanlar devleti kendilerinden ayrı, uzak bir yapı gibi görmeye başlar. Bu kopuş derinleştiğinde, toplum ortak bir gelecek kurma fikrini de yavaş yavaş kaybeder.
Bugün birçoğumuz olup biteni izlerken maalesef şu teselliye sığınıyoruz: Zaten her yerde böyle. Bu cümle aslında bir tespitten ziyade büyük bir vazgeçiştir. Çünkü dünyanın her yerinde yanlışlar olabilir ama bu durum her yerde sessiz kalmamız gerektiği anlamına gelmez. Sessizlik durumu değiştirmez, sadece yanlışı kalıcı hale getirir.
Vatandaş olmak demek, sabah akşam bir mücadele içinde kavga etmek değildir. Ama dikkatli olmak, ölçüyü elden bırakmamak demektir. Hangi noktada itiraz edilmesi gerektiğini unutmamaktır. Ölçü bir kez kaybolduğunda yanlışlar büyür, doğrular ise savunmasız kalır. Bu satırlar kesin yargılar dağıtmak için değil, sadece hafızamızı canlı tutmak için yazılıyor. Çünkü toplumlar en çok hatırlamayı bıraktıklarında savrulur giderler. Ve unutulan her ölçü, bir sonrakini daha kolay kaybetmemize yol açar.
Belki bu yazı tek başına dünyayı değiştirmez. Ama bu satırları okuyan bir kişi, günlük hayatının içinde durup da Bu gerçekten normal mi? diye sorabiliyorsa, bu kalem amacına biraz daha yaklaşmış demektir. Çünkü bir toplum her şeye alıştığında değil, neyi kaybettiğini unuttuğunda asıl büyük çözülmeyi yaşar.
Yazar: Sebahattin Aydın
Toplumsal duyarsızlık nedir, Sebahattin Aydın yazıları, Adalet ve demokrasi ilişkisi, Vatandaşlık bilinci nasıl olur, Toplumda güven kaybı, Hatırlamanın önemi, Sosyal değişim ve etik, Hak arama kültürü, Demokratik katılım yolları, Toplumsal yozlaşma belirtileri, filaş haberler,
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.