3.11.2025 17:59:00

Yıkılan Evler Değil, Umutlarımızdı

Depremin üzerinden kaç yıl geçti, artık saymıyoruz... Zira her saydığımız gün, moralimiz biraz daha bozuluyor. Hâlâ konteynerlerde yaşam mücadelesi veren yüz binlerce insan var. Yıkılmış şehirler, yıkılmayı bekleyen on binlerce konut, mahkemelerde biriken binlerce itiraz dilekçesi ve açılan davalar…

Ama yıkılan binalardan, çöken hayatlardan sorumlu olanlar ise yok denecek kadar az. Kaç belediye başkanı hakkında dava açıldı? Kaç fen işleri müdürü, kaç mimar, kaç mühendis, kaç müteahhit hesap verdi? Kimse bilmiyor. Çünkü neredeyse hiç yok. Bir avuç şikâyet, birkaç devam eden dava ve geriye kalan büyük bir sessizlik...

Oysa binlerce insanın ölümüne neden olan ihmal zincirinin halkaları hâlâ kırılmadı. Depreme dayanıklı sloganlarıyla boy boy ilanlar veren müteahhitler, yıkılan evlerin sahipleriyle göz göze gelemiyor artık. Peki belediyelere, bu binalara izin veren kurumlara kim hesap soruyor?

Sorulmadığı için tarih tekerrür ediyor. Gerçeklerle yüzleşmek istiyorsak, önce bulunduğumuz yerden çıkıp çevremize bakmamız yeterli. Yapılan yeni şehir planlamalarına bakınca, geçmişteki Sovyet rejiminin tek tip binalarını andıran görüntülerle karşılaşıyoruz. Aynı renkler, aynı biçimler, dar sokaklar, küçük balkonlar, birbirinin kopyası yapılar...

Estetikten uzak, ruhsuz bir beton yığını haline gelen şehirler... İnsanca yaşam alanları inşa etmek bu kadar mı zordu? Depremin ardından yeniden inşa edilen şehirler, daha modern, daha güvenli ve daha yaşanabilir olabilirdi. Ama görünen o ki, hız uğruna kalite yine geri plana itildi.

Bir başka sorun da “kentsel dönüşüm” karmaşası... Aslında bu meselenin kokusu daha yeni yeni çıkmaya başladı. Yarım kalan projeler, ortadan kaybolan müteahhitler, yıllardır teslim edilmeyen daireler... Bunların hepsi önümüzdeki dönemde büyük mağduriyetlere yol açacak.

Depremi unutarak, yaralar sarılmadan, sorumlular hesap vermeden atılan her adım; gelecekte yeni felaketlerin kapısını aralar. Biz saymaktan vazgeçtik belki ama acının, ihmallerin ve vurdumduymazlığın hesabını birileri mutlaka sayacak.

Deprem sonrası insanların psikolojisi hâlâ tam anlamıyla düzelmiş değil; yaşanan travmalar, kayıplar ve belirsizlik duygusu birçok kişide derin izler bırakmaya devam ediyor. Depremin üzerinden uzun zaman geçmesine rağmen insanların ruh hali hâlâ sarsılmış durumda. Korku, kaygı ve belirsizlik pek çok kişinin hayatının bir parçası haline geldi.

Anahtar Kelimeler: Celil Kocataş, deprem gerçeği, kentsel dönüşüm, ihmaller zinciri, deprem sonrası psikoloji, yıkılan şehirler, müteahhit sorumluluğu, afet bilinci, Türkiye depremi, umutlarımız, toplumsal yaralar, şehir planlaması


Celil KOCATAŞ

İyilik Kanımızda Var! (GÖRÜNTÜLÜ HABER)
Mutlu Okul Mutlu Çocuklar...
Eğitimde Değerler Odaklı Yeni Dönem…
Kabinede Bayrak Değişimi Ve Bakanlıklarda Yeni Atamalar…
Gençliğin Ruhu Bilgi Yarışmasında!
Bir Okulun Sessiz Ama Güçlü Hikâyesi
İlkokulda Yangın Paniği!
Kadro İzinlerinde Üniversiteler İçin Yeni Dönem!
Karadeniz’in Tadı ve Ritmi Buluştu…
Atıklar Değere Dönüşüyor!
Sanat Sohbetleri Sosyal Çürümeyi Gündeme Taşıdı!
Üç Projeyle Bölge Sergisine Girme Gururu
Veli Savundu Görüntüler Kafa Karıştırdı!
Hafta Sonu Trafik Durdu, Esnaf ve Halk Tepkili
Erken Tanı Hayat Kurtarıyor!
Sokaktan Siber Dünyaya İstanbul’da Suça Geçit Yok!
Şubat Ayında Kültür Merkezinde Yıldızlar Geçidi Başlıyor...
Hizmette Yarışanların Zirvesi: İstanbul’un En Etkin Belediyeleri Belli Oldu!
Trafiğe Master Plan Nefesi!
Mecliste Adalet Vurgusu…
Özyolcu; Yeni Döneme Bayrak Sevgisiyle Başladık

YAZARLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.