Geçen yıldı! Ramazan’ın sonlarına yakındık, bir iftara davet alan arkadaşım ısrarla birlikte gitmemizi arzu edince, kendimi iftar masasının başında buldum.
Yüz kişi kadar vardık! Önlerimize yemekler servis yapılmış, kulaklar ezanları bekliyordu! Masalar cömertçe hazırlanmıştı, her şey güzel ve çekiciydi! Sabırlar yay gibi gerilmiş herkes arada bir saatlerini yokluyordu.
Burası dini hassasiyete sahip bir vakıf olup, pek çoğu sarıklı cübbeli yüzleri tebessümlü güzel insanlardı! Birbirlerine hal hatır soruyorlar konuşuyorlar gülüşüyorlar, sıcak muhabbetler sergiliyorlardı!
Ezanla birlikte dualara geçildi, çatalların ve kaşıkların sesleri ile birlikte yemeğe, tatlı bir hücum başladı! İftar bitip insanlar dağıldığında pek çok tabaklarda yemek artıkları gördüm!
Oysa bu insanlar tabaklarını sünnetleme konusunu bilmiyor olamazlardı! O kadar yemeklere, canım pidelere, kaymaklı tatlılara acımıştım, içim cız etmişti. Pek çok insanların doyacağı kadar artık kalan yemeklerin çöpe gideceğine üzülmüştüm!
Eğilip kulağına; - hiç ummazdım! Diye, arkadaşıma tabakları işaretle serzenişte bulundum! Ben bu düşünceler içinde iken, Aziz Nesin'in bir hatırası aklıma gelmişti, onu hemen ikimizin duyacağı şekilde anlatmaya başladım;
Aziz Nesin'in, tabağında bir adet dahi olsa pirinç tanesini bırakmadığını, tabağını tertemiz yaptığını, ekmeğiyle sıyırdığını söylemiştim! Bu konu internette de var tamamına bakabilirsin dedim! Soru şöyleydi; -Tabağınızı sünnetliyormuşsunuz! Oysa Allah’ın olmadığını söyleyen birisiniz mealinde sözlerdi!
Cevaben;
-Bir defa Allah yok dedik, sonradan var diyemedik! dedikten sonra tabağı sünnetleme konusuna geldi;
-Hayır! Ben emeğe saygı duyduğum için böyle yapıyorum, bir kırıntıyı dahi zayi edemem, o pirinç tarlalarında insanlar nasıl çalışıyorlar, tarlalarda nasıl ter döküyorlar biliyorum ve onlara saygı duyuyorum! Hem mutfakta ona emek vererek hazırlayanların emeklerine saygısızlık yapamam.
-Matematik Köyümdeki öğrencileri görseniz şaşarsınız! O çocuklar da tabaklarında hiçbir şey bırakmıyorlar! Dediğinde ben o günlerde çok şaşırmıştım.
Şimdi herkesin tanıdığı ünlü bir ateistin, nimete ve emeğe karşı olan saygısı ne kadar acıdır ki! İnançlı olduğunu söyleyen, şekilde ve dilde yaşayan insanlardan çok daha ileride idi! Halbuki hiçbir cübbeli ve cübbesiz dindar insan, bu konuda Aziz Nesin’den aşağı olamaz ve olmamalı idi! Gelin görün ki oldular ve oluyorlar!
Bugün Ramazan başlıyor, illaki iftar davetlerine gideceksiniz, bu nazarla bir bakın etrafınıza ve masalara! İsrafa haram diyen ama sakınmayan insanlar göreceksiniz! Ateist ise "emek" diyor buna meydan vermiyor ve tabağını sünnetliyor!
Sizce o burada, bu orada olmalıyken! Tam tersi olmamış mı! Çok işlerimiz böyle! Dindar insan şapkasını önüne koyup düşünmeli ve akletmeli! Kuran, pek çok yerde; Hiç düşünmez misiniz? Hiç akletmez misiniz diye emretmiyor mu?
Hayırlı Ramazanlar.
Yazar: Mehmet Erdil
Anahtar Kelimeler: Mehmet Erdil köşe yazıları, Aziz Nesin tabağını neden sünnetlerdi, israf neden haramdır, emek ve nimet saygısı nedir, iftar sofralarında israf nasıl önlenir, dindar insan nasıl akletmeli, yemek tabağında kırıntı bırakmak doğru mudur,