BELEDİYE BAŞKANLARI SEÇİMİNE GİDERKEN.
31 Mart 2024 ayında, partilerin seçerek önümüze sundukları Belediye başkan adaylarından birini tercih edip oy vereceğiz, en fazla oy'u alanın başkanlığını böylelikle onaylamış olacağız!
Bu durumda Sayın Başkanın iki yere minnet borcu oluyor;
Birincisi, kendisini aday yapıp milleti önüne süren partisine!
İkincisi, bu partiyi onaylayarak kendisinin başkan olmasına vesile olan halka!
Sistem böyle işliyor!
Bu makamın sağcısı solcusu olsa da, “birbirlerine muhalefet yapsalar da” aslında tıpa tıp aynıdırlar.
Birinin adı Hasan Kel!
Diğeri; Kel Hasan!
Her ne hikmetse bu makamın alabildiğine bir şatafatı ve alabildiğine bir saltanatı, ve alabildiğine taliplileri var!
Sadece Başkanlara ait hizmet eden çaycılar, kapıcılar, danışmanlar, yemeğini yapan aşçılar, en az iki şoför iki araç, özel sekreter, genel sekreter, kalem müdürleri, binaya girişlerinde zabıtaların cephe selamlamaları vs. Osmanlı gitti ama sanki Cumhuriyetin sancak beyliği olarak devam ediyor gibi!
Bir tek beylik bayrakları yok!
Hatırlayın; Bir zamanlar İzmir B.B. Başkanı İzmir için bir bayrak ve İzmir parası bastıracağını telafuz etmişti!
Bizim Başkanların batıdaki muadillerini ise, eşleri kolunda sinema gişesi kuyruğunda bilet alırken, file elinde pazarda alışveriş yaparken, Bisikletleriyle mesailerine giderlerken;
Kimse onları tanımıyor, fark bile etmiyor, kimse onları kapıda da karşılamıyor!
Bizde durumun böyle olmasına biraz da sistem müsaade ediyor!
Her ne ise;
Her kaidenin bir istisnası olduğu gibi bu sisteme giren iyi aktörlerinde elbette arada sırada bir istisnaları vardır, bu istisnai kişilikleri halk zaten hemen fark eder ve efsane yapar yapmıştır da!
Ama bu efsunlu hayata kapılmayan istisnalar listesinde öne çıkmış ve Türkiye gündeminde yerini almış bir Kominist! başkandan bahsetmeden geçmek olmaz!
O, önce bir ilçenin Belediye başkanıydı ama halktan biri gibi yaşadı, işçisiyle beraber tarla da çalıştı, öyle makam ve yukarıda zikredilen nimetlerin hiçbirine sahip olmadı, ortak akla önem verdi, sıfır israf yaptı sonra o ilçenin il’ine de aday olup kazandı.
Bu insan; derviş, mütedeyyin, dindar bir kişilik değil di! Ama Adalet adına anlatılan Hz Ömer hikayesindeki gibi kendi özel mumunu anlatan değil yakan biriydi!
Nasıl Rahmetli Recep Yazıcıoğlu mülkiyenin istisnalarından ve efsanelerinden biri olmuş ve bu milletin kalbinde yer etmiş ise, bu Başkan Maçoğlu da Belediye başkanlarının efsanelerinden ve istisnalarından biri olarak kalplere yerleşmeye başladı.
Ne kadar tuhaf değil mi!
Sadece görevini hakkıyla yapıyorsun!
Sonra millet seni efsane yapıyor!
Bu efsanelerin elbette böyle bir yapıda olmalarını ne partileri nede kurumları sağlamadı! böyle şerefli yapılarını da partilerine ve kurumlarına borçlu değillerdi!tamamen mizaç, duruş ve yaradılış meselesiydi!
Arada sırada sistemin yanlış imalatları olarak millet tesadüfen tanıdı bunları!
Keşke bu kişiler çok olsalardı!
Az olduklarından çok olanları kanıksar olduk!
Ve keşke böyle kişileri seçebilecek bir seçim sistemine sahip olabilsek.
Değiliz!
Biz halk olarak illaki birini onaylayacağız, artık bahtımıza ne çıkarsa..!