ESKİ RAMAZANLAR, YENİ ZAMANLAR
Ramazan…
Bir takvim ayından çok daha fazlası. Bir mahalle sesi, bir aile sofrası, bir sabır imtihanı. Dünle bugünü aynı hilalin altında buluşturan bir köprü gibi.
Ben ne zaman Ramazan desem, aklıma önce mahalle gelir. Eskiden Ramazan denince ilk hatırlanan şey mahalleydi. Dar sokaklarda yankılanan davul sesleri, kapı önlerinde kurulan iftar sofraları, komşudan komşuya uzanan tabaklar… Özellikle Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan dönemde Ramazan’ın kalbi sayılan İstanbul adeta başka bir kimliğe bürünürdü. Sultanahmet Camii ve Eyüp Sultan Camii avlularında mahyalar ışıldar, çocuklar için orta oyunları kurulurdu. Teravih çıkışında tatlıcıya uğramak, sahurda ailece aynı sofraya oturmak bir gelenekti.
Eski Ramazanlar biraz daha yavaştı. Zaman sanki ağır akardı. İftar saatini beklerken evin içinde bir telaş olurdu ama o telaşın içinde tatlı bir huzur saklıydı. Televizyon tek kanallıyken bile herkes aynı saatte ekran başına geçerdi. İftar programları adeta bir ritüeldi. Paylaşmak, hal hatır sormak, kapıyı çalıp “Bir ihtiyacınız var mı?” demek Ramazan’ın özüdür.
Bugün ise Ramazan başka bir ritimde yaşanıyor. Büyük şehirlerin temposu değişti. İftar sofraları artık çoğu zaman restoranlarda kuruluyor. Sosyal medya paylaşmanın yeni adresi oldu. Bir fotoğraf karesi, bir hikâye, bir mesaj… Maneviyat dijitalleşti belki ama tamamen kayboldu mu? Hayır.
Günümüzde de yardım kampanyaları büyüyor, ihtiyaç sahiplerine ulaşmak daha organize bir hâl alıyor. Belediyelerin iftar çadırları, sivil toplum kuruluşlarının destekleri geniş kitlelere ulaşıyor. Ancak eski mahalle sıcaklığının yerini daha bireysel bir yaşam tarzının aldığı da bir gerçek.
Ben meseleye şöyle bakıyorum: Belki mesele “Eski Ramazanlar daha güzeldi.” demek değildir. Mesele, o ruhu bugüne taşıyabilmektir. Kalabalıklar içinde yalnızlaşmadan, teknolojinin hızına kapılıp maneviyatı unutmadan yaşayabilmektir. Ramazan hâlâ aynı Ramazan; değişen biziz, hayatın akışı ve şehirlerin ritmidir.
Belki de en doğru soru şudur: Eski Ramazanları aramak yerine bugünün Ramazanına ne katıyoruz?
Çünkü hilal her yıl yeniden doğuyor. Önemli olan o ışığın gönlümüzde ne kadar parladığıdır.
Yazar: Rüzgar Büyüktankaya
Anahtar: eski ramazanlar nasıldı, yeni zamanlarda ramazan nasıl yaşanıyor, ramazan ruhu nasıl korunur, mahalle kültürü ramazanda neden önemli, dijital çağda ramazan maneviyatı nasıl olur, iftar sofralarının önemi nedir, ramazan gelenekleri nelerdir, ramazan yazıları kim yazdı, Rüzgar Büyüktankaya kimdir,