Memlekete Asker Lazım!
Devlet büyüğümüz! Herkesin üç çocuk sahibi olmasını söyleyeli 20 sene oldu!
Sonra ilgililer, otoriteler, peş peşe bu meselenin bir beka meselesi olduğunu telaffuz edip durdular!
İş ciddiydi!
Bu iş, bir memleket meselesi olmuştu!
İlla üç çocuk dediler!
Topu halka attılar!
Sonra durup beklediler!
Tık yoktu..!
Muhalefet de çıkıp iktidara demedi ki, ya hu;
İşsiz adamın,
Kira derdi olan adamın,
Ay sonunu zor getiren adamın,
Taksitleri olan adamın,
Asgari ücrete çalışan ama asgari ücretten fazla kira veren adamın şeyi mi şey olur! Yani çocuk derdi mi olur..!
Muhalefetin de tuzu kuru!
Derken, aradan yıllar geçti şimdilerde yine devlet büyüğümüz bir konuşmasında en az üç çocuk çağrısını yineledi ve bu kez kaygılıyım dedi!
Sonra bunu konu etmeyi sıklaştırdı altını çizerek izah buyurdu ki;
-Halkı Müslüman olan topluluk olarak bu nesli ülkemizde çoğaltalım istiyoruz. Ama hala biz bir netice almış değiliz. Şu anda gelişmeler iyi değil. En yakınlarımızla sohbet ederken bile bakıyorsunuz onlar da maalesef yani nüfusun artışına karşı çıkıyorlar. Diye yakındı!
Yine peş peşe ilgililer, otoriteler! Bu beka meselesini, platformlarda tartıştılar, grafiklerde gösterdiler! Durum dedikleri gibi mühimdi.
Halbuki gençler! bırakın üç taneyi, bir düzine çocuk yapacak ve sevecek kadar istekliydiler ama gel gör ki; asgari ücretliydiler, işsizdiler, yarınlarından kaygılıydılar, umutsuzdular, güvensizdiler ve bunları düşünecek durumda değildiler, evleneyim de ne olursa olsun demediler akıllarıyla hareket ettiler, düşündüler, boşa koydular olmadı, doluya koydular dolmadı, çıkardılar çarptılar böldüler, sonuçta matematik ilminin buna müsaade etmediğini üzülerek gördüler!
Oysa;
Bir yuva kurmak!
Çocukları olmak!
Bir işi olsun istemek!
En büyük hayalleri olmaması mümkün müydü!
Kendileri gibi sefil bir hayatı çocuklarına sunma kötülüğünü onlara yapmak istemediklerinden bu konuya özlemle uzak kaldılar!
Akıllı bir genç için bunun yolu iyi bir ekonomiden geçiyordu! kuru kuruya evlenip elin kızına sebep olmak ve en az üç çocuk sahibi olmak akıl işi değildi.
Diğer yandan insana ütopyada gelse bunun bir oluru olabilirdi!
Şöyle ki;
Sözün ve fikrin sahibi olan büyüğümüz, bu kez laf değil cerrahi bir müdahale ile bir ferman çıkarıp demeli ki Ey gençler! Bundan berü Devletünüz;
Emekli olana kadar size iş vermeyi garanti eder! Bir.
Çalışma süresi içinde oturduğunuz evin kirasını garanti eder! İki.
Emekli olduğunuzda oturduğunuz evi size satın almayı garanti eder! Üç.
Yıllık tatilleriniz de size ekstra tatil parasını garanti eder! Dört.
Artık sizde büyük sözü dinleyip denileni yapın! denilebilir.
İşte o zaman bu gençler; -şunlar, devletime taahhüt ettiğim üç asker, aha bu da bonusu olan dördüncü asker! demezse namerdim!
Şu yukarıda yazılı dört madde ayarında bir nimeti, çalışanlarına sunan işyerlerimiz çok az da olsa memlekette var!
Bu, çok çok az olan işyerlerinin şerefli sahipleri, kendilerine bu çalışanlarına karşı cömertlik lerinin nedeni sorulduğunda; -niye şaşırıyorsunuz ki, biz onlarla kazanıyoruz tabi ki veririz ve vermeye devam edeceğiz! derken, pek çok işyerleri de, azıcık verdikleri para karşılığında çalışanlarının adeta canlarını alıyorlar!
Canları alınan vatandaşların neye hali kalır ki!
Hasılı bizim bu proje, tatlı bir hayalden ibarettir!
Ama her "gerçekte" bir hayal ile başlamaz mı!
Yazar: Mehmet Erdil
Türkiye nüfus yapısı, Üç çocuk politikası, Mehmet Erdil yazıları, Gençlerin evlilik sorunları, Türkiye ekonomisi ve aile, Nüfus artış hızı düşüşü, İşsizlik ve evlilik, Geçim derdi ve çocuk, Devletin aile teşvikleri, Gelecek kaygısı ve demografi,