Sebahattin AYDIN

Tarih: 11.01.2026 12:58

Normalleşen Çürüme:

Facebook Twitter Linked-in

Bir Vatandaşın Defteri: 

Normalleşen Çürüme: 

Bir toplum çökmez.

Toplumlar alışarak dağılır.

Kimse bir sabah uyanıp “Bugün yanlışları kabulleneyim” demez.

Yanlışlar sessizce gelir.

Önce istisna olur, sonra alışkanlık, en sonunda da “zaten böyle” cümlesine dönüşür.

Ve işte o an, en tehlikeli andır.

Çünkü kötülük çoğu zaman bağırarak gelmez.

İzin isteyerek gelir.

“Şimdilik”, “mecburduk”, “başka çare yoktu” diyerek yerleşir hayatın ortasına.

İnsan da kendini korumak için itiraz etmemeyi seçer.

Buna olgunluk der, buna gerçekçilik der.

Oysa çoğu zaman bunun adı yorgunluktur.

Bir ülkede en büyük kriz ekonomik değildir.

En büyük kriz, insanların “Beni ilgilendirmiyor” demeye başlamasıdır.

Adaletsizlik başkasının başına geldiğinde,

hukuksuzluk başka bir kapıyı çaldığında,

yanlışlar “bizden olmayanları” bulduğunda sessiz kalan herkes,

aslında geleceğine susuyordur.

Çünkü adalet seçici olmaz.

Bugün başkasına uğrayan haksızlık, yarın adres değiştirir.

Ama biz yine de kendimizi kandırırız.

“Ben işime bakayım”,

“Bir şey değişmez”,

“Tek başıma ne yapabilirim?”

Bu sorular masum görünür.

Ama toplumlar tam da bu sorular yüzünden çöker.

Devlet güçlü olabilir.

Ama devletin gücü, vatandaşın korkusundan geliyorsa,

orada düzen değil, itaat vardır.

İtaat ise uzun vadede ne güven üretir ne de istikrar.

Sadece sessizlik üretir.

Sessizlik de bir süre sonra çürümeye başlar.

Bugün birçok insan farkında olmadan şunu kabul ediyor:

Yanlış var ama yapacak bir şey yok.

İşte bu cümle, bir toplumun kendine attığı imzadır.

Çünkü “yapacak bir şey yok” diyen bir yerde,

yarın yapılacak çok şey olur ama artık çok geçtir.

Vatandaş olmak cesaret ister.

Her gün sokakta slogan atmak değil;

ama her gün zihninde bir sınır çizmek ister.

“Buraya kadar” diyebilmek ister.

Bu sınır kaybolduğunda,

insan sadece yaşar ama var olmaz.

Bu defteri tutmamın sebebi kimseyi suçlamak değil.

Hepimizi rahatsız etmek.

Çünkü rahatsız olmayan toplumlar uyanmaz.

Uyanmayan toplumlar da başkalarının kararlarıyla yaşar.

Belki bu yazı bir şeyi hemen değiştirmeyecek.

Ama biri bu satırları okuduktan sonra

“Ben neye alıştım?” diye sorarsa,

işte o zaman bu yazı yerini bulmuştur.

Çünkü dünya,

yanlışı fark ettiği hâlde susanlarla değil;

susmamayı göze alanlarla değişir.

Yazar: Sebahattin Aydın


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —