Şema Terapi: Geçmişin İzlerini Günümüzde Onarmak
Değerli okurlarım, bugün sizlere ruhumuzun derinliklerinde taşıdığımız, kimi zaman bizi yoran ama farkında olmadığımız o görünmez bağlardan bahsetmek istiyorum. Şema Terapi, geleneksel yöntemleri modern yaklaşımlarla birleştiren bütüncül bir psikoterapi modelidir. Özellikle kişilik bozuklukları ve kronikleşmiş duygusal sorunların tedavisinde başarısını kanıtlamıştır. Bu yazımda, şemaların nasıl oluştuğunu ve hayatımızı nasıl şekillendirdiğini hep birlikte inceleyeceğiz.
Şema Terapi, 1990'lı yılların başında Jeffrey Young tarafından, standart tedavilerden yeterince fayda göremeyen danışanlar ve uzmanlar için geliştirilmiştir. Young’a göre, çocukluk ve ergenlik döneminde karşılanmayan güvenli bağlanma, özerklik ve kendini ifade etme gibi temel duygusal ihtiyaçlarımız, yetişkinlikte yaşamı zorlaştıran erken dönem uyumsuz şemalara dönüşür. Şemalar; anılar, duygular ve bedensel duyumların birleştiği kalıplardır. Bir şema tetiklendiğinde kişi, mantıklı düşünmekten ziyade çocuklukta hissettiği o yoğun korku, öfke veya değersizlik duygusunu o anın tek gerçeğiymiş gibi yaşar.
Hayatın içinde en sık rastladığımız şemalara baktığımızda, kopukluk ve reddedilmişlik alanı dikkat çeker. Örneğin terk edilme şemasına sahip bir kişi, partneri sadece bir iş yemeğine gittiğinde bile sanki bir daha hiç dönmeyecekmiş gibi yoğun bir panik yaşayabilir. Kusurluluk şeması olan biri ise işinde ne kadar başarılı olursa olsun, içten içe aslında yetersiz olduğunun anlaşılmasından korkar. Kimimiz her an bir felaket olacakmış gibi dayanıksız hissederken, kimimiz ise kuralların kendisi için geçerli olmadığını düşünerek haklılık şemasına teslim olur.
Şemalarımız tetiklendiğinde genellikle üç savunma mekanizması geliştiririz. Ya şemaya teslim olup kendimize kötü davranan kişileri seçeriz, ya bu acıyı hissetmemek için duygularımızı uyuşturup kaçınırız ya da tam tersiymiş gibi davranarak narsistçe tepkilerle aşırı telafi yoluna gideriz. Oysa şema terapinin temel amacı, danışanın Sağlıklı Yetişkin modunu güçlendirmektir.
Peki, bu şemaları nasıl yönetebiliriz? Öncelikle bir şema günlüğü tutarak hangi duygumuzun hangi geçmiş anıya dokunduğunu fark etmeliyiz. İmgeleme yöntemiyle o acı çeken çocukluk halimize gidip, ona duymaya ihtiyaç duyduğu sevgi dolu sözleri söylemeliyiz. İçimizdeki o acımasız eleştirel sesi fark ettiğimizde, sağlıklı yanımızı bir avukat gibi devreye sokarak ona dur demeyi öğrenmeliyiz.
Unutmayın; kader zannettiğiniz şeyler, aslında değiştirilmeyi bekleyen şemalarınızdır. Şemalar çocuklukta hayatta kalmamızı sağlayan zırhlardı ama bugün o zırhlar bizi ağırlaştırıyor. Eğer siz de kendinizi sürekli aynı hatalı ilişkilerin veya bitmeyen kaygıların içinde buluyorsanız, bu sizin suçunuz değil. Profesyonel bir yardım almak, hayatınızın kontrolünü yeniden elinize almaktır. Ruhsal dünyanızı onarmak ve geleceğe daha özgür adımlarla yürümek sizin elinizde.
Yazar: Ekrem Çulfa
ANAHTAR KELİMELER: Şema Terapi, Psikoloji, Ekrem Çulfa, Çocukluk Travmaları, Ruh Sağlığı, Kişisel Gelişim, Terapi Yöntemleri, Duygusal İyileşme, ekrem çulfa yazıları,