Menü Filaş Haberler
Prof. Dr. Ekrem ÇULFA

Prof. Dr. Ekrem ÇULFA

Tarih: 24.03.2026 09:46

Tarihsel Elitizm ve Modern Psikoloji

Facebook Twitter Linked-in

Tarihsel Elitizm ve Modern Psikoloji: İlber Ortaylı Retoriğinin Bilimsel Analizi

​Giriş: İki Farklı Disiplin, İki Farklı İnsan Tanımı

​Türkiye’nin entelektüel dünyasında İlber Ortaylı, sadece bir tarihçi değil, aynı zamanda toplumsal bir "mürşid" figürü olarak konumlanmıştır. Ortaylı’nın sert, tavizsiz ve yüksek standartlı hayat tavsiyeleri, geniş kitleler tarafından birer hayat düsturu olarak kabul edilmektedir. Ancak, Ortaylı’nın tarihsel süreklilik ve kültürel birikim üzerinden inşa ettiği bu tavsiyeler, modern psikoloji biliminin temel taşları olan bireysel biriciklik, nöroplastisite, koşulsuz kabul ve duygusal zeka gibi kavramlarla taban tabana zıtlıklar barındırır. Bu çalışma, Ortaylı retoriğinin psikoloji bilimiyle "uymayan" noktalarını dört ana eksende incelemektedir.

​1. Zeka ve Kapasite Kavramına Bakış: "Cahillik" mi, Nöroçeşitlilik mi?

​Ortaylı’nın en ikonik çıkışları, genellikle bireylerin bilgi düzeyine veya entelektüel hızına yönelik "cahil" veya "geri zekalı" gibi nitelemeleridir. Bu yaklaşım, tarihsel bir elitizmin tezahürüdür ve bilgiyi bir statü sembolü olarak görür.

​2. "25 Yaş" Eşiği ve Gelişim Psikolojisi: Tren Gerçekten Kaçıyor mu?

​Ortaylı, sık sık "25 yaşına kadar dil öğrenmedinizse, dünyayı gezmedinizse geçmiş olsa" temalı uyarılarda bulunur. Bu, gelişimi biyolojik bir kronolojiye hapseden bir bakış açısıdır.

​3. Seyahat ve Kültürel Birikim Dayatması: "Yeterlilik" Nerede Başlar?

​"Viyana’yı görmeyen, operaya gitmeyen adamla konuşacak bir şeyim yok" tarzındaki yaklaşımlar, entelektüel gelişimi dışsal ve maliyetli aktivitelere bağlar.

​4. Aile Yapısı ve Disiplin: Otorite mi, Güvenli Bağlanma mı?

​Ortaylı’nın "Şimdiki anne babalar çocuklarına kul köle oluyor" eleştirisi, geleneksel otorite figürlerine duyulan özlemi yansıtır.

​Sonuç: Bir Rehber Olarak İlber Ortaylı ve Bilimsel Sınırlar

Rahmetli ​İlber Ortaylı’nın tavsiyeleri, toplumsal bir çıta belirlemek ve kültürel seviyeyi yükseltmek adına kıymetlidir. Tarihçinin görevi geçmişin birikimini bugüne taşımaktır ve Ortaylı bunu eşsiz bir belagatle yapmaktadır. Ancak bu tavsiyeler "psikolojik bir reçete" olarak alındığında, bireyin ruh sağlığı üzerinde baskılayıcı bir unsur haline gelebilir.

​Tarih biliminin odak noktası "toplumlar ve dönemler" iken, psikolojinin odak noktası "birey ve duyguları"dır. Ortaylı bize "ne olmamız gerektiğini" tarihsel bir vizyonla söylerken; psikoloji bize "kim olduğumuzu" anlamanın ve olduğumuz halimizle barışmanın yollarını gösterir. Sağlıklı bir gelişim için Ortaylı’nın entelektüel teşviğini almak, ancak bunu psikolojinin esnek, kapsayıcı ve şefkatli süzgecinden geçirmek en dengeli yol olacaktır. İnsan, sadece bildikleriyle değil, hissettikleriyle ve iyileşme kapasitesiyle de "insan"dır.

Yazar: Ekrem Çulfa

Anahtar Kelimeler: ekrem çulfa, ilber ortaylı ne diyor, tarihsel elitizm nedir, nöroplastisite ne demek, çoklu zeka kuramı nedir, bağlanma teorisi nedir, psikoloji ve tarih farkı, kendini gerçekleştirme nedir


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —