Kürsüdeki Çatışmalar: Tarihsel Hafıza İle Güncel Siyaset Arasında
Ankara siyasetinin refleksleri yeniden sahneye çıktı. Gürültü yükseldi, ardından herkes bu gürültünün nedenini anlamaya çalıştı. Meclisteki tartışmalı görüntüler dikkat çekiciydi. Ancak asıl mesele, Adalet Bakanlığı’na Akın Gürlek’in, İçişleri Bakanlığı’na ise Mustafa Çiftçi’nin atanmasıyla birlikte kulislerde başlayan yeni tartışma dalgasıydı. Bu atamalar klasik siyasi denge hamlelerinden çok, devlet aklının yeniden bürokratik reflekslere yaslanma arayışı olarak yorumlandı.
Ben şunu açıkça söylüyorum: Siyaset hızlı konuşur, unutmaya meyillidir. Hukuk ise unutulmuş dosyaları hatırlatmaya kararlıdır. Türkiye’deki tartışmaların merkezinde hep bu vardır. Siyasetin unutmak istediği ile kurumların hatırlatmakta ısrar ettiği şey arasındaki gerilim. Cumhuriyet Halk Partisi açısından bugün tartışmanın odağında yalnızca günlük polemikler değil, hukuki sonuçları olabilecek dava süreçleri de bulunmaktadır. Mahkemeler bu sürecin sonucunu belirleyecek olsa da siyasetin dili şimdiden hüküm vermeye heveslidir. Oysa devlet işleri aceleye gelmez. Tarih göstermiştir ki hukuk yavaş ilerler ama kalıcı iz bırakır.
Kamuoyunun önünde cereyan eden olaylar, CHP’nin tutumunu daha da görünür kıldı. Kürsüye yürümek ve işgal girişimleri demokratik teamüllere aykırı davranışlardır. CHP’nin bu tavrı, Özgür Özel’in talimatıyla bakanların yemin etmelerini engellemeye yönelik bir provokasyon olarak nitelendirildi. Meclis kürsüsü millet iradesinin sembolüdür. Kürsünün işlevini engelleyen her müdahale doğrudan demokratik düzenin zedelenmesi anlamına gelir. Bu nedenle AK Parti milletvekillerinin kürsüyü koruma altına almak üzere teyakkuza geçmesi, siyasal vandallığa karşı bir refleks olarak okunmalıdır.
Bugün yaşananlar Meclis tarihinde ilk kez görülmüş değildir. 1925 yılında Deli Halit Paşa ile Afyon Mebusu Kel Ali arasında yaşanan sert tartışma, Meclis koridorlarında silahların çekilmesine kadar varmış ve Türk siyasetinin ne kadar sertleşebileceğini göstermiştir. 1960’lı ve 1970’li yıllarda ise Meclis kürsüsü sık sık kavgalara sahne olmuş, yumruklaşmalar ve sandalye fırlatmalar parlamenter tarihe damga vurmuştur.
Yakın dönemde de benzer örnekler yaşandı. 2026 yılında Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin yemin töreni sırasında CHP milletvekillerinin kürsüyü işgal etmesiyle Meclis’te arbede çıkmış, AK Parti milletvekilleri kürsüyü koruma altına alarak yeminin gerçekleşmesini sağlamıştı. Bu tablo bize şunu gösteriyor: Geçmişteki sert tartışmalar, bugün de farklı biçimlerde devam ediyor.
Türkiye’de hukuk ve siyaset arasındaki ilişki tarih boyunca hep gerilimli olmuştur. Tanzimat ve Islahat Fermanları’ndan başlayarak Cumhuriyet’in kuruluşuna kadar uzanan süreçte, hukuk devletinin inşası ile siyasal iktidarın refleksleri arasında sürekli bir çekişme yaşanmıştır. Bugün yaşanan kürsü krizleri de bu tarihsel gerilimin güncel bir yansımasıdır.
Benim gördüğüm tablo şudur: Ankara’nın önünde ciddi bir sınav vardır. Bu süreç, Türkiye’de siyasetin hukukla ilişkisini yeniden tanımlayan bir döneme mi dönüşecek, yoksa alışıldık sert tartışmalar arasında kaybolup gidecek mi? Zaman gösterecek. Ancak kesin olan bir şey var. Hızlı tüketilen siyasi polemikler geçicidir, hukukun kalıcı etkisi ise er ya da geç kendini gösterir.
Cumhuriyet Halk Partisi içinde yaşanan tartışmalara gelince. Siyaset kulislerinde farklı yorumlar yapılmaktadır. Parti içindeki görüş ayrılıklarının nasıl bir sonuca varacağını zaman gösterecektir. Siyasi partiler demokratik yapılardır. Fikir ayrılıkları olabilir. Önemli olan bu sürecin demokratik zemin içinde yürütülmesidir. Tarih, iç çekişmelerin partiler üzerinde nasıl sonuçlar doğurduğunu defalarca göstermiştir. Ancak siyasette hiçbir süreç peşinen hükme bağlanamaz. Sandık, hukuk ve millet iradesi belirleyicidir.
Ben bir köşe yazarı olarak şunu ifade ediyorum: Siyaset sertleşebilir ama devlet ciddiyeti kaybolmamalıdır. Kürsü milletindir ve milletin kürsüsü tartışmanın değil çözümün adresi olmalıdır.
Bekleyelim, görelim. Türkiye siyaseti yine kendi iç dinamikleriyle yolunu bulacaktır.
Yazar: İsmet Ünal
Anahtar: mecliste kürsü krizi nedir, CHP ile AK Parti arasında ne yaşandı, Akın Gürlek kimdir, Mustafa Çiftçi kimdir, Türkiye’de hukuk ve siyaset ilişkisi nasıl, meclis kavgaları neden olur, CHP içinde bölünme var mı, Ankara siyasetinde son durum ne, İsmet Ünal kimdir